kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Kent veya Semt Film Evleri

Hüseyin Kuzu

Digital (elektronik) hareketli görüntünün araç gereçlerinin artık ne kadar ucuzladığı, onları kullanmanın kolaylığı artık herkesin malumu. Bu araçlarla üretilecek her tür bilimsel, kültürel, belgesel, dramatik vb. ürün de artık herkesin bu kültür ürünlerini üretmesine açık. Bu üretimin hâlâ özel ve uzman kişiler tarafından üretildiğine inanlar varsa çevresine şöyle bir baksa yeter. Acaba ülkenin her köşesinde yayın yapan yerel TV kanallarında çalışan binlerce kişiden kaçı bu alanların okullarından mezun.

Bu yüzden, hareketli görüntünün, pelikül üretim tarzında gerçekleşmesi hayal gibi duran bazı örgütlenme biçimleri şimdi artık (teorik) olarak çok daha somut. Şimdi artık onları pratiğe koymanın tam vakti. Bunlardan birisi de Kent Film Evleri projesidir. Evet, madem artık her şey bu kadar elimizin altında, neden artık her kent, ilçe, kasaba veya köyde bir Film Evi kurulmasın? Veya her kentte birçok semt film evleri açılmasın. Bunun için de az deneyim yok ülkemizde... Köy Enstitüleri, Halk Evleri veya Anadolu'daki imece gelenekleri bize her zaman yol gösterecektir.

Peki kent film evlerini kim kuracak?

Şüphesiz her kent film evinin temeli ve birinci adımı sinemaya meraklı, hevesli bir ilk bireydir.

İkinci adım, "Ben kamera kullanabilirim" diyen bu heveslinin bir kamera edinmesi ve onu her şekilde ve yerde kullanmaya başlamasıdır. Peki bu hevesli, kamerayı nereden bulunacak? Parası varsa hemen bir tane alabilir tabii. Diyelim ki parası yok ve kamera alamayacak. O zaman bu hevesli sağını solunu araştırmaya başlayacak ve mutlaka bir tane bulacaktır. Çünkü bu ülkede anı çekmek için alınan ve yılın çok uzun zamanlarında bir dolaba kilitlenen onbinlerce kamera var. Mesela bir akrabadan veya bir arkadaştan böyle bir kamera bulunabilir ve ödünç alınabilir. Ve hatta onlar da bu kent film evini kurma düşüncesine katılabilir.

Demek ki, sadece anılarını da çekse bu ülkede kamera kullanmasını az buçuk bilen onbinlerce kameraman var. İşte size ilk ders hocası ve ona sorulacak ilk soru, "Peki bu kamera nasıl çalışıyor?" O size anlatmaya başlayacaktır. Ama dikkat! Anılarını çekenler genellikle kameranın imkanlarının çok azını bilirler. O yüzden ondan kameranın broşürünü de almak en iyisi...

Ama broşür hemen dil sorununu ortaya çıkartacaktır. Bir yabancı dil, genellikle İngilizce, bilmiyorsanız ne olacak? O zaman da onu tercüme etmek gerekiyor. Bakın bakalım çevrenize İngilizce'yi çat-pat bilen bir lise öğrencisi de mi yok? Dili yetersiz ise bir sözlüğü vardır mutlaka... Broşür tercümesi için birlikte kafa göz yarmaya başlarken belki ikinci bir hevesli daha buldunuz?

Kamera elinizde ise artık bir bant almanız gerek. Turistler için Hakkari'de de olsa satılır. Ucuzu var, pahalısı var. En ucuzu 1-2 sigara parası...

Diyelim kaset alındı ve kameraya takıldı. Kamerayı dayayın bir gözünüze ve diğer gözünüzü kapatın. Pencereden (vizörden) bakmaya başlayın bakalım ve sonra da basın "kayıt" düğmesine... Dikkat yaşamı kaydediyorsunuz artık. Yani zamanı durduruyorsunuz. Diğer düğmeleri de deneyim. Zoom yapan düğmeye basın, görüntüyü kendinize yaklaştırıp büyütün veya uzaklaştırıp küçültün. Sonra diyeceksiniz? Anı çekmeyin de ne çekerseniz çekin. Evinizi ve evde yaşayanları doğal halleriyle çekin. Önceleri ısrarla poz verecekleridir ama sonra bıkacak ve kamerayı unutacaklardır. Asıl çekimler o zaman başlayacak. Sokağa çıkın çekin... Bakkalı, manavı çekin... Herkes poz vermeye çok meraklıdır. Sakın onları poz verirken çekmeyin... Çekeceğiniz şeye, insanlara yön verin, sorular sorun... Veya çekmeye başlamadan önce onu nasıl yorumlayacağınızı biraz düşünün....

Kayıt sırasında, kamerayı tutuğunuz yerde, sağa sola çevirmeye "çevrinme, onu yine tuttuğunuz yerden yukarı aşağı çevirmeye de "yukarı veya aşağı çevrinme" denir. Diyagonal de kullanabilirsiniz kamerayı. Kayıt sırasında kameranın (kendisini) sağa sola veya yukarı aşağı hareket etmesine "kaydırma" denir. Bunun için özel araçlar kullanılır ama en basiti kamerayı sallamadan yürümektir.

Kamera stilize edilmiş bir gözdür. O yüzden onu fazla hoplayıp zıplatmayın. Bol bol TV veya film seyredin ve bu tür kamera hareketlerinin hızlı veya yavaş olmasının görüntülere ne kadar anlam kattığına dikkat edin. Hele bir üç ayak (tripot) da varsa işiniz biraz daha kolay demektir.

Peki çektiklerinizi nerede seyredeceksiniz? Aslında her kamera aynı zamanda bir göstericidir. Bandı geri sararak videonun vizör veya ekranından çektiklerinizi seyredebilirsiniz? Kameraların çoğu, eğer çok eski değilse evlerimizdeki TV'lere de uyumludur. Kameranızı evde, kahvede vb. yerlerdeki TV'lere bağlayarak görüntülerinizi izleyebilirsiniz.

İlk bandınızın üstüne sakın yeniden görüntü kaydetmeyin. Çünkü o sizin sinemacı tarihinizin ilk görüntülerini taşıyor. Onu bir müddet sonra seyrettiğinizde veya sizin gibi bir hevesliye gösterdiğiniz zaman aldığınız yolu göreceksiniz?

Epeyce yol aldınız sayılır. Artık her şeyi çekmekten ziyade bir "konu" saptayın ve onu çekmeye çalışın. Örneğin bir pazar yeri... Genel çekimler, insanlar, alışveriş edenler, rengarenk meyve ve sebzeler. Detaylar önemli... Bağıranlar, para sayan birisi, çürük meyveler, pazarlık edenler vb... İşte size bir belgesel...

Çevreniz sinemacı olma girişiminizi anlamayabilir. Zararı yok. Onlara sakın aldırmayın. Siz yolunuzda yürüyün, bırakın ne derlerse desinler. Onlar önce konuşur ama sonra yaptıklarınızı merak etmeye başlar ve size karşı değişirler. Dikkat edin yapmaya çalıştığınızı anlayanlar da bu sıralarda ortaya çıkar. Mesela çevrenizin aydınları. Mesela bir öğretmen... Onlarla konuşun... Onların çevre hakkında söylediklerini dinleyin. Hatta onlardan birinin önerdiği bir konuyu seçip çekin. Birlikte izleyin...

Tek başınıza veya birlikte ürettiklerinizi insanlarla paylaşın. Ona da bu hastalığı bulaştırın. İlk anda ortaya çıkacak zorlukları siz göğüsleyin...

Kurgu imkanlarını arttırın. Bunun için size biraz bilgisayar bilgisi gerekiyor. Veya bilgisayar fanatiği bir ortak!..

Bilgisayar sizin olsun veya olmasın size bir kurgu programı gerekiyor. Amatörler için yapılan ve profesyonel iş bile çıkaracak birçok program var. Başlangıçta bunlardan birini edinmek yeterli...

Hele çevrede bu konuları/ sorunları az buçuk bilen birileri varsa yola çıkmamak için bir neden yok demektir. Gerisini anlatmaya gerek var mı? Buraya kadar yol alan, artık bu yolun yolcusudur. Ve herkes kendi tarihini yazacaktır.
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr