kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Sinema ve 'Üretim Tarzı' Kavramı Üstüne

Hüseyin Kuzu

"Somut toplumlara baktığımızda neyin belirleyici olduğunu, ancak uzun dönemlerde görebiliriz. Toplumsal olaylar yakından bakıldığında büyük bir karmaşıklık gösterirler. Ama toplumsal gelişmeleri uzun dönemlerde gözlemlediğimizde, temel belirleyici yasaları daha kolay görebiliriz. İşte böyle bir bakışla bakıldığında, toplumun maddi diyebileceğimiz üretici güçlerinin, etkilerini dolaylı yollardan da olsa bütün toplumsal yapılara yayabilen temel belirleyici rolü oynadığını görüyoruz. ...üretici güçleri hiçbir zaman üretim ilişkilerinden soyutlamak da mümkün değil. Üretici güçler, insanın doğaya karşı ilişkisini yani, doğa karşısında insan topluluğunun vardığı yeri gösterir. Ama insan, ...doğayı kullanma işine her zaman toplumsal biçimde, yani başka insanlarla birlikte girer. İşte bunlar da, sırasında bütün başka toplumsal ilişkileri belirleyen üretim ilişkilerini oluşturur..."**


Hareketli görüntü, elektroniğin giderek ucuzlayan ve yaygınlaşan imkanlarıyla biraz daha KİŞİSEL TASARRUF ALTINA veriliyor. Bu gelişim, teorik ve pratik ipuçları çoktan ortaya çıkmış bir değişimdir. Bu değişimin anlamı, hareketli görüntü ile yapılacak her tür kısa veya uzun dramatik, belgesel, kültürel, bilimsel vb. her tür hareketli görüntü üretimi ve seyir (tüketimini) imkanlarının da kişisel tasarruf altına verilmesi demektir.

Bu değişim aynı zamanda, pelikül film üzerinde üretilen ve doğası gereği BÜYÜK SERMAYE, UZMANLIK ve İŞBÖLÜMÜ gerektiren ve ona göre kurumlaşmış, hareketli görüntünün eski ÜRETİM TARZININ her geçen gün KIRILMASI demektir.

ÜRETİM TARZI, üretim araçlarını ve üretim ilişkilerini kapsayan teorik bir kavramdır. Ülkemizde bu kavram genellikle "teknoloji" düzeyine indirgenmekte, kavramın ve McLuhan'ın "teknoloji ideolojidir" dediği "üretim ilişkileri" boyutu göz ardı edilmektedir.

Oysa elektronik üretim tarzı, 1980'ler sonrası her geçen gün katlanarak sahnede yerini alıyor. Pelikülün eski yasaları, kurumlaşmaları, eğitim programları ve mantıkları bir bir yıkılıyor. Artık hepsi hızla ve yeni üretim tarzının önünü açacak yönde değiştirilmek ve yenilenmek zorundalar.

Fakat 80 yıllık birikimiyle, gerek sinema, gerek tamamen elektronik üretim ve tüketim yapan televizyon alanındaki eski sermaye birikimi buna direniyor ve yeni üretim tarzını kendine uyarlamaya çalışıyor. Bu uyarlama çabaları kurumlaşmalar, eğitim ve yasa çalışmalarına yansıyor.

Fakat tarih geri dönülmez akışını sürdürüyor.

Geçiş döneminin uyarlama yasaları mutlaka yeniden değişmek zorunda... Yakın zamanda çıkarılan "sinema destek yasası" bunun açık kanıtı. Üretim tarzının değişimine gözlerini kapatan yasa, adeta batan geminin mallarını yağmalıyor. Yani kurumlaşmalar öneriyor ama temel değişimin üstünden atlayıp eskiyi ayağa kaldırmaya çalışıyor.

Hareketli görüntü için yapılan eğitim programları yeniden yapılmak zorunda. Eski üretim tarzına göre eğitim veren üniversiteler hala değişimi "teknoloji" düzeyinde algılıyor ve eski kozasından çıkmak istemiyor. Hala pelikülün gereksindiği merkezi, uzmanlık ve işbölümüne bağlı eğitim vermeyi sürdürüyorlar. Oysa atı alan çoktan Üsküdar'ı geçti. Kurulan yeni kurumlar eğitim konusunda onlardan çok daha kolay, ucuz ve demokratik yapılar...

Geçiş döneminin kurumsallıkları da değişimi kavradığı oranda yeni veya kavrayamadığı oranda tutucu. Devletler bu konuda en geride...

İşte bu yüzden....
"Üretim tarzı" kavramı bize çok soyut ve ancak bir ilke olarak varolan bir tarih kavramı verir. Oysa somut toplumsal formasyon analizinde en önemli öge, somut tarihin kendisidir. Soyut üretim tarzı kavramımın soyut kategorilerini doğrudan doğruya varolan somut toplumsal formasyonlara uyguladığımızda, yanıltıcı, eksik sonuçlar alırız. Üretim tarzı soyutlaması çerçevesinde mantıki görünebilir bunlar. Ama, soyut ve biçimsel bir mantıkiliktir sözkonusu olan. Tarihen mantiki olabilmesi için, somut toplumsal formasyonun somut tarihi koşullarını (nesnel gerçekliği-abç) incelemek gerekir"**


Steven Spielberg daha 1981 yılında bunu seziyor.
"Bundan sonra entertainment'in software'i dünya elektronik endüstrisinin hardware'nin peşine takılacaktır"


Şimdi devrimci bir GÖREV BİZİ BEKLİYOR. Bu görev ÜRETİM İLİŞKİLERİ DÜZEYİNDE yaşanan kırılmayı, teknolojinin sağladığı kolaylık ve ucuzluğu, insan ilişkilerindeki uzmanlık ve işbölümündeki değişikliği HERKESE ANLATMAK... Ve Hatta YAPMAK... Ortada yeteri kadar da ipucu da var ama kimlik kartları hala eski...!

Sinema eğitim kurumları çok direnirse yeni üretim tarzı kendi eğitim kurum ve ilişkilerini mutlaka kendisi ve kendine özgü kuracaktır. Tarihte hep öyle oldu.

Global dünyaya kendi sinema kültürlerini taşımak isteyen sinemacılar bir fırsat karşısındalar. Aslında yeni üretim tarzıyla, eski üretim tarzının aşılmaz diye düşündükleri engelleri şimdi kolaylıkla bir bir geçebilirler. Yeni sinemacılar (!) bu fırsatı iyi değerlendirmek zorundalar.

Yeni gelen kolay ve ucuz. Ama DEMOKRATİK de... Eski kafalar yeni gelenin demokratik yanını kavrayamadıkları sürece eskiye hizmet edeceklerini asla unutmamalılar. Şimdi aynı zamanda demokratik olmak zamanı da....

"Programlar" başı ve sonu, teorik ve pratik olarak belli, bir anlamda "teknik" çalışmalardır. Fakat yeni gelen BİR PROJEDİR. Projeler de teorik ve pratik sınamalarla yol alırlar. Uzak hedeflere ancak ilk adımlarla başlanabilir. Dolayısıyla proje kısa, orta ve uzun vadedeki katılımcılarını (veya direnenleri) ülkemizden ve dünyanın her yerinden bulacaktır.

Notlar:
(*) HerkesİçinSinema- HİS YAZILARI / Ağustos 2004
(**) Murat Belge, Önsöz, "Kapitalist Devlet Toplumu", Birikim Yayınları, 1977
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr