kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Cronenberg Halleri 2

Barış Acar

İlgili Metinler
  • Cronenberg Halleri 1
  • Cronenberg Halleri 3

  • Cronenberg'in izlenmemesi için üç sıkı neden önerebilirim: 1) Filmleri, kendi ayakları üzerinde ne kadar da güzel duran şımarık genç kızlar için yapılmış "ilginç" birer tasarım değildir, 2) "Ayy, tiksindim!"li, "Gark oldum yani"li iğrenç cümlelerle anılması antraktlarda tartaklamalara yol açabilir ve 3) Birilerini "müstehzi" bir biçimde gülümsetmesi Aristophenes kılıklı yeniyetme tiyatrocuya başyapıt çıkarma şansı sunabilir. [1]

    Videodrome (1983)

    "TV ekranı aklın retinasıdır. Bu nedenle TV ekranı beynin fiziksel yapısıdır. TV ekranında beliren her şey onu izleyenler için işlenmemiş, ham bir deneyimdir. Bu nedenle, televizyon gerçektir ve gerçek televizyondan daha azdır."

    TV'nin aklın retinası olması, doğal algılarımızın yok edilmesi ve tabii TV'nin varolma ve yegane ayakta kalma şansı olan tüketme arzumuzun körüklenmesi anlamına gelir. Filmde Spectacular Optical firmasının yaptıklarıyla temsil edilen bu kimselerin amaçları aslında onların kimliğini de ele vermektedir. Onlar, üçüncü dünya ülkeleri için pahalı olmayan gözlükler üretirler ve NATO için füze yönlendirme sistemleri...

    Yönetmen, pahalı olmayan gözlüklerle özel olarak TV'yi, genelde de medyayı kastetmektedir. Tamamen ekonomik bir altyapıyı besleyen bu mekanizmalar ideolojileşmişlerdir ve böylece füzelerin önünü açmaktadırlar. Gerekçe ise daha o zamandan hazırdır:

    "Kuzey Amerika yumuşuyor, patron. Dünyanın geri kalanı ise daha da sertleşiyor."

    Oysa sertleşen Videodrome'da olduğu gibi sadece iktidarlardır. Güç, ayakta kalabilmek, kendini yineleyebilmek için daha çok güce muhtaçtır.

    Videodrome işte burada devreye girer. Sadizm, mazoşizm ve cinayete dayalı bir televizyon programı olan Videodrome, izleyicileri TV aracılığıyla kendine bağımlı kılmayı amaçlamaktadır. Sadece bir video programı mıdır Videodrome'la anlatılan? Yoksa, onda simgeleşen bir yaşama biçimi, bir kültür bulunabilir mi? Tarantino yıllardır buna benzeyen hikayeler anlatıyor, içselleştirici "light" kıvamıyla.

    Cronenberg'in filminin derin yapısında tüm bunları sorgulayan sınıfsal bir ayrım bulmak olanaklıdır. Videodrome'da TV'nin egemenlik kurduğu insanlar "tanrının terkedilmişleri" olarak anılırlar. Orta sınıftan başlayarak yoksullara ve evsizlere kadar uzanan bir yelpazeyi kapsayan tanrının terk edilmişleri, Videodrome'u yapanlardan böylece ayrılır. Ancak bu ayrım kesin ve sonsuz bir ayrım değildir.

    "Babam Videodrome' un yaratılmasına yardım etti. Bunun teknolojik bir hayvan olarak insanın evrimindeki bir sonraki evre olarak gördü.

    İnsanı, kurumların emrinde teknolojik bir ilerleme olarak gören bu anlayışın kökenlerini bulmak hiç de zor olmasa gerektir.

    "Sonunda televizyondaki halka açık yaşamın deri içindeki özel hayattan daha gerçek olduğuna ikna oldu."

    Cronenberg, ipleri elinde tuttuğunu sananları, Videodrome'u inşa eden Profesör Brian O'Blivion'un kimliğinde yarattıkları hapishaneye mahkum etmiştir.

    Filmin başkişisi, pornografi ve şiddet içerikli Kanal 83'ün sahibi Max Renn, kendine yaşatılan hayalleri hissetmeye başlamadan ve onlar birleşip et olmadan, videonun ete bürünmüş hali olmadan hemen önce farkına varır bu gerçeğin.

    Böylece bir Hollywood sonu çıkar karşımıza. Ezenler ve ezilenler bir olurlar.

    En son gönderme ise can alıcı noktaya yapılır. Cronenberg, aydınlanmaya karşı bayrak açanların yolundan gider ve eleştirisini modernitenin kökenlerini bulduğu rönesansa kadar uzatır. Videodrome'un yapımcılarına, ilham kaynaklarının rönesansın ünlü sanat patronu Lorenzo de Medici olduğunu söyletir.

    "Aşk gözden içeri girer" ve "Göz ruhun aynasıdır."

    Bu çıkış, Florensky'nin Tersten Perspektif isimli çalışmasında göz merkezli dünya kavrayışına karşı çıkmasını andırır ve sanki, gözün, görmenin intikamını aldığını söyler gibidir.

    Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

    © Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
    http://kirpi.fisek.com.tr