kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Jean-Luc Godard ile son filmi Aşka Övgü üstüne röportaj. Bu röportaj, [modvisart] listesine gönderilmiş ve oradan herhangi bir değişiklik yapılmadan buraya aktarılmıştır. Çevirmeni hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Jean-Luc Godard'a Beş Soru

Luc Perreault

Bu filmin çıkış noktası neydi?

Birçok senaryo vardı. Gençler, yetişkinler ve yaşlılar arasındaki aşkın klasik bir hikayesini anlatmak istiyordum 'bunlara dört esas an diyorum: karşılaşma, fiziksel tutku, tartışmalar veya ayrılış, son olarak da geriye kalanların yeniden keşfi. Üç çiftin dört anı. Yaşlıların bir geçmişi, geçlerin ise bir geleceği var. Peki ya yetişkinler? Onların şimdiden başka bir şeyleri yok. Bir yetişkin için toplumsal bir hikayenin ya da ne bileyim başka bir şeyin mutlaka bulunması lazım. Bu yüzden bu yetişkinlik sürecine girmeyi pek istemedi canım ve birazcık kayboldum galiba. Sonuçta bu projeye, yani benimkine sahip olan birinin hikayesini anlatmaya karar verdim. Ne olacağını bilmiyordu bile: bir film mi, bir opera mı, yoksa tiyatro mu? Ama bu yoldan belki de bir yetişkin olabilirdi.

Filminizin ilk kısmı 'şimdiyi anlatan kısım'35 milimetre siyah beyaz filme çekilmiş; ikinci bölüm, yani geçmiş ise renkli olarak dijital videoda çekilmiş. Niçin?

Küçüklüğümden beri başkalarının yaptığının tam tersini yapmaya çabaladım. Siyah-beyaz benim sinemadaki geçmişim çünkü film yapmaya onunla başladım. O zamanlar siyah-beyaz renkliden daha ucuzdu. Ve bu şimdinin içinde, fotografik olarak geçmiş ile bir ilişkiyi göstermeye çalışıyordum. Tabii ki bu geçmiş mali açıdan daha ağır bir yük olacaktı. İkinci kısmı geçmişi yüceltmek için 70 mm renkli çekmek istiyordum. Ama sonuçta ucuz videoya başvurmak zorunda kaldım.

Robert Bresson'a hayranlığınız nereden geliyor?

Sinemanın spektaküler bir şey olduğunu bana öğreten odur 'ama aynı zamanda ahlaki ve metafizik bir yönü olduğunu da, ki bu bir uslup ve özgünlük meselesiydi. Orijinal olmak kökenler konusunda kaygı duymak demek. Bugün yazar haklerinden bahsedip duruyorlar. Yazar ödevlerinden de bahsetmek gerekir.

Sinemaya yeni başlayan birine ne tür tavsiyelerde bulunurdunuz?

Bu onun ne yapmak istediğine ve sinema diye neyi anladığına bağlı. Günümüzün sunduğu kolaylıklarla, küçük kameralarla filan, ona derdim ki bir film yap, kendi gününü ve gecesini anlatmaya çalış, sonra da bunu sevgilisine ve arkadaşlarına göstersin 'tabii ki bu filmi seyretmek için para ödemeye razı olup olmadıklarını onlara sorarak. Belki de bir Hollywood filmini seyretmeyi tercih ederlerdi. Sonra da bu imajların neden kimsenin hoşuna gitmediğini sorsun kendine. Belki de Hollywood rüyaları görüp durmaktansa bunu yapmak daha iyidir.

Eleştirilere önem verir misiniz?

Asla uğraşmadım bununla. İnsanlar filmlerimi severlerse mutlu oluyordum. Filmi üretebiliyorsanız bu bile yeterince iyi. Kafka'nın aktarmaktan çok hoşlandığım bir cümlesi var 'çünkü negatiften bahsediyor ve biliyorsunuz sinema negatiften türetilir. Bunlar masum kelimeler değiller. Kafka diyordi ki 'Pozitif bize doğuştan verilir. Negatifi çıkarmak ise bize düşer.' Video ve dijital imajlar çağında artık negatif yok. Yalnız pozitif var. Oysa pozitif bize doğuştan gelir. O halde çelişkiler olmadan nasıl ilerleyeceğiz?
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr