kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Sine-Gözler ve Ajit Trenler

Üçlü Konsül

1.(*)
Amerika'dan ve Batı'dan gelen filmleri ve yurtiçinde ve yurtdışında çalışma ve sanatsal deneyim üzerine elde ettiğim bilgiyi değerlendirip şu sonuca vardım: Bütün filmler için 1919'da kinoklar [kinok: Vertov'un iş arkadaşlarına verdiği isim] tarafından verilmiş olan ölüm kararı, bugün de geçerliliğini korumaktadır. En titiz incelemeler; acınacak bir esaret, insan gözünün kusurlarına ve basiretsizliğine bağlılık, durumuna indirgenmiş bulunan kameranın özgürleşmesine adamakıllı yöneltilmiş ne tek bir film, ne de tek bir sanatsal deney ayırdediyor. Sinemanın, edebiyatın ve tiyatronun altını oymasına karşı çıkmıyoruz, sinemanın, bilginin her dalında kullanılmasını bütünüyle onaylıyoruz, ama bu işlevleri aksesuar olarak, sinemanın ikincil branşları olarak tanımlıyoruz. Asıl ve gerekli olan şey: dünyanın film yoluyla duyumsal bir keşfi. Dolayısıyla kameranın sine-göz gibi, uzayı kaplayan görsel olgular kaosunun keşfi için insan gözünden daha mükemmel olarak kullanılmasını hareket noktası olarak alıyoruz. Sine-göz, zamanda ve uzayda yaşar ve hareket eder, etkileri insan gözünden bütünüyle farklı bir yolla biraraya getirir ve kaydeder. Bedenimizin gözlem yaparkenki pozisyonu, ya da verili bir zamandaki bir görsel olgunun belli sayıdaki özelliklerini algılayabiliyo olmamız, mükemmelleştirildiği için daha çok ve daha iyi algılayan kamera için zorunlu sınırlayıcılar değildir. Gözlerimizin yapısını geliştiremeyiz, ama kamerayı sonsuzca mükemmelleştirebiliriz. Şimdiye kadar birçok kameraman, filme aldığı at ekranda doğal olmayan bir yavaşlıkta koştuğu için (kameranın hızlı hareketi) veya tersi, bir traktör bir tarlayı hızlı sürdüğü (kameranın yavaş hareketi) için, veya benzeri nedenlerle çok eleştirildi. Bunlar, kuşkusuz, tesadüfi olaylardı; ama biz, olguları araştırmak ve organize etmek için; böyle ortaya olayların kasten gerçekleştirildiği bir sistem, bir sanal düzensizlikler sistemi hazırlıyoruz. Şimdiye kadar kameraya karşı çıktık ve onu gözümüzün çalışmasını kopyalamaya zorladık. Ve kopyalama ne kadar iyi olursa filmin de o kadar iyi olduğu düşünülüyordu. Bugünden başlayarak kamerayı özgürleştiriyoruz ve onu ters yönde çalışmaya itiyoruz -kopyalamaktan çok uzak bir yere. İnsan gözünün zayıflığı açıktır. Sine-göz'ü, hareketin kaosunda sine-göz'ün kendi hareketinin sonuçlarını keşfetmeyi, savunuyoruz; sine göz'ü, güççe ve kendini savunma potansiyelince gelisen kendi zaman ve uzay boyutlariyla savunuyoruz.

2.
İzleyiciyi, şu veya bu görsel olguyu benim sunuşuma en uygun biçimde görmeye itiyorum. Göz, kameranın isteğine boyun eğer ve hareketin ardışık noktalarına onun tarafından yönlendirilir, öyle ki, film parçasını ayrışmanın yükseklik ya da derinliğine daha kısa, açık ve berrak olarak ulaştırır. Örnek: bir boks maçında seyircinin bakış açısını değil, boksörlerin ardışık hareketlerini (darbelerini) çekmek. Örnek: Bir grup dansçıyı çekmek; ama amfide oturan ve önündeki sahnede bale oynayan bir seyircinin bakış açısından değil. Nne de olsa, baledeki bir seyirci, kafa karışıklığı içerisinde, önce bütün dansçı grubunu sonra rasgele bireysel figürleri, daha sonra birisinin bacaklarını izler -her seyirci için bir dizi farklı algı. Kimse bunu film izleyicisine sunamaz. Bir ardışık hareketler sistemi, izleyicinin gözünün, görülmesi gereken ardışık ayrıntılara etkili aktarımı yoluyla dansçıların ya da boksörlerin hareketlerinin sırasına göre birbiri ardına film edilmesini gerektirir. Kamera, film izleyicisinin gözlerini kollardan bacaklara, bacaklardan gözlere, vs. en avantajlı sırayla "taşır" ve ayrıntıları düzenli bri montaj çalışmasında organize eder.

3. Ben sine-gözüm.
Birisinden elleri alıyorum, en güçlü ve en becerikli; bir diğerinden bacakları alıyorum, en hızlı ve en biçimli, bir üçüncüden en güzel ve etkileyici kafayı -ve montaj sayesinde yeni, mükemmel bir insan yaratıyorum. Ben sine-gözüm, ben mekanik bir gözüm. Ben, bir makine, sizlere dünyayı yalnızca benim görebileceğim bir biçimde gösteriyorum. Şimdi ve sonsuza dek, kendimi insanın hareketsizliğinden azad ediyorum. Ben, sabit hareket halindeyim, nesnelere yaklaşıyor, sonra onlardan uzaklaşıyorum, altlarından sürünüyorum, üstlerine tırmanıyorum. Dörtnala giden bir atın burnunda süratle hareket ediyorum, tam hızla kalabalığa dalıyorum, koşan askerleri geçiyorum, sırtüstü düşüyorum, bir uçakla beraber yükseliyorum dalan ve uçan cisimlerle dalıyor ve uçuyorum. Şimdi ben, bir kamera, en karmaşık kombinasyonlardan oluşan hareketlerden başlayarak, bileşkelerinde çırpınıyor, hareketin kaosu içerisinde manevra yapıyor, hareketi kaydediyorum. Zamanın ve uzamın limitlerinden bağımsız olarak evrende verilen herhangi iki noktayı biraraya getiriyorum, onları nerede çekmiş olduğumun hiç önemi yok. Benim yolum dünyanın daha taze bir algılanmasının yaratımına doğrudur. Sizce bilinmeyen bir dünyanın şifresini yeni bir yoldan çözüyorum.

Çeviri: Eren İnan Canpolat
Notlar:
*Üçlü Konsül: Dziga Vertov, Mikhail Kaufmann ve Elizaveta Svilosa'dan oluşan ve sine-göz kuramını geliştiren grup.
Ajit-tren: Sovyetler Birliği'nde devrim sonrasında tüm ülkeyi dolaşarak halka sosyalizmi anlatan yapıtların sergilendiği trenlere verilen ad -ç.
**Kaynak: Kino-Eye: The Writings of Dziga Vertov, editted by Annette Michelson, University of California Press, Berkley, 1984.
*** Çeviri İngilizce çeviri esas alınarak yapılmıştır. Metnin özgün haline, http://www.kopecfilm.com/ai/vertov.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr