kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Paskaljevic'in Otobüsü ve Kusturica

Eren İnan Canpolat

İki (eski) Yugoslavyalı yönetmen: Emir Kusturica ve Goran Paskaljevic. Biri (ilki) iki kere Cannes'da Altın Palmiye almak gibi bir "tek"liğe sahip, diğeri de ulusal ve uluslararası anlamda başarılı/tanınmış bir yönetmen. Bu iki başarılı yönetmen birbirini sürekli kıyasıya eleştirmeleriyle de ünlü. Bu eleştiri Paskaljevic'in filmi "Barut Fıçısı"nda da (Bure Baruta) kendisine bir ifade alanı buluyor.

"Barut Fıçısı" sinemalarda fazlaca uzun olmayan bir süre gösterimde kaldı ve sonra sessiz sedasız ortalardan kayboldu. Filmi o dönemde izleyemeyenler de bu başarılı eleştiriyi görme şansına erişemediler bir daha.

Paskaljevic'in filmi Yugoslavya savaşıyla ilgili. Bu savaşın içinden insan manzaraları çiziyor. Savaşın değişik insanlar üzerindeki etkisini inceliyor. Ama bununla yetinmiyor Paskaljevic. Bölgeyle ilgili söyleyebileceği her şeyi söylüyor neredeyse. Hatta bazı durumlarda iyice derinleştiriyor eleştirisini. Filmde Kusturica'nın filmlerine de göndermeler var bolca. Birçok sahnede Kusturica'yla çalışan oyunculara rol verilmiş. Bunun dışında bu eleştirinin en yoğunluk ve açıklık kazandığı sahne otobüs sahnesi. Sahne iki sevgilinin öpüşe koklaşa otobüse binmesiyle başlar. Bu iki genci Kusturica filmlerine özgü bir biçimde bir üflemeli ordusu takip eder. Erkek havaya para saçmaktadır. Üflemeli takımı, parasını alıp başka bir sokağa doğru ilerler. Gençler çok mutludur. Bundan sonra otobüse bir genç daha biner. Genç, içeride oturan kadına otobüsün ne zaman kalkacağını sorar ve kadın 15 dakika önce kalkmış olması gerektiğini söyler (otobüsün şoförü bir göçmendir ve o sırada televizyonda göçmenlerle ilgili bir haber izlemektedir). Bundan sonra gencin otobüs içinde şiddet uygulamaya başladığına tanık oluruz. Bağırarak başlar işe. "Bu ülkede her şey"in çok kötü olduğunu, hiçbir şeyin yolunda gitmediğini söyler. Bir süre daha bağırdıktan sonra otobüsü kendisinin kullanacağını söyler. Buna itiraz eden birkaç insanı cebinden çıkardığı bıçakla susturduktan sonra arkada oturan ve olup bitenlere karşın -olup bitenleri aslında dışardan bir gözle izleyip durumdan hoşnutsuzluklarını (bu hoşnutsuzluk da yalnızca "keyif"lerinin bozulmasıyla ilgilidir) mimikleriyle gösterip kaldıkları yerden devam etmişlerdir- öpüşüp koklaşmaya devam eden çifte dönüp otobüsü kullanmasına bir itirazları olup olmadığını sorar. Kız yüzünü soruyu sorana çevirmeden -o sırada da öpüşmektedirler çünkü- "benim işime karışma da ne yaparsan yap" diyen bir tavırla elini "hayır" anlamında sallar.

Paskaljevic filminde Avrupa'nın göbeğinde yaşananların "suçlu"sunu aramaktadır ve ona göre Kusturica, otobüsün arkasında oturup ülkede (dünyada) olup bitene aldırmadan "öpüşen" insanları filme almaktadır bütün o savaş ortamına rağmen. Bu çok ciddi bir eleştiridir.

Bu tartışma -kavga mı demeli?- The Guardian'ın 23 Nisan 1999 tarihli sayısında Kusturica'yla yapılan röportajda da ortaya çıkıyor. Paskaljevic, Kusturica'nın "Powderkeg" adlı filminin çekimlerine engel olmaya çalıştığını iddia ederken Kusturica bunu yapmadığını, yalnızca Paskaljevic kendisine açıktan saldırıya başladığında yapımcıya -ortak yapımcılarıdır- ya kendisini ya da Paskaljevic'i seçmesi gerektiğini söylediğini söyler. Röportajda Paskaljevic'e küfretmekten geri durmaz Kusturica (röportaj için: bkz.). Kusturica da filmlerinde siyasi göndermeler yapmaktadır kuşkusuz -"Kara Kedi Ak Kedi" de domuzun arabayı eski Yugoslavya haritası şeklinde yemesi vb.- ancak anlaşılıyor ki bunu Paskaljevic ve eski Yugoslavya sınırları içinde yaşayan insanların yanı sıra dünyanın başka yerlerinde yaşayan birçok kişi de yetersiz bulmakta ya da anlamamakta. Paskaljevic, Kosova gerçeğini derinlemesine ve eleştirel bir gözle ele alan ve bunu yaparken de bunun için bir şeyler yapmayan (yapmadığını düşündüğü) herkesi kıyasıya eleştiren (Kusturica'nın Milosevic'in sözcüsü olduğunu düşünmektedir) bir yönetmen. Bu düşüncesini hiç de kaba olmayan ama oldukça sert bir biçimde anlattığı ortada.
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr