kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Hayat Sıkıcıdır

Tolga Binbay

İlgili Metinler
  • Yaşam Sıkıcı Olmaz
  • Hiçbir Kere Hayat Bayram Olmadı ya da Yaşam Sıkıcı Olamaz Ama Nasıl?

  • Hayat genel olarak sıkıcıdır.* Yani oturup bilimsel temele dayalı bir istatistik çalışması yapsaydık, hepimiz dahil olmak üzere insanların büyük bir çoğunluğunun 'Hayatınız nasıl gidiyor?' sorusuna sıkıcı, sıradan, hep aynı, tekdüze, boktan, tekrarın tekrarı, yaşıyoruz işte gibi birbirinden çok da uzak olmayan cevaplar verdiklerini görürdük.

    Ama her insanın hayatında, hayatının tek düze akışına gökten düşme gibi giriveren anları, saatleri ve hatta günleri olmuştur ve insan hayatının tekdüzeliği arttıkça yani günleri birbirinden farksız hale geldikçe hep onlarla yaşamaya başlar. Bir daha geri gelmeyeceğini bildiği, artık bir tür büyü barındırdığını düşünmeye başladığı o pırıltılı anları, her gün ve her gün yeniden ve yeniden düşünerek tüketir hayatının geri kalanını. Müzik yapıyorsa eline müzik aletini ilk alışını düşünür; çalmayı öğrendiği ilk parçayı, çıktığı ilk konseri, konserin biletlerini... Yazıp çiziyorsa, arkadaşlarıyla toplanıp heyecanlı heyecanlı sabahlara kadar tartıştıkları, birbirlerine oradan, buradan, kendilerinden okudukları yazıları çağırır yeniden... İçip içip sabah erkenden, başı, kıçı, bacağı ağrımadan kalktığı günleri, bir şarkıyı ilk keşfedişini, bir zamanlar peşinde köpekler gibi koştuğu sevgiliyi, yazarı, gitaristi... Daha çoğaltılabilir ama gerçek olan şu ki insan belli bir uğraktan sonra anılarla yaşar, bugünüyle ya da hiç gelmeyecekmiş gibi uzak duran geleceğiyle değil; ve yine bilimsel temele dayalı başka bir istatistiksel çalışmayla bu sıradışı, yırtıcı anların, saatlerin, günlerin hayatımızın hangi kesitinde yoğunlaştığını, toplandığını inceleyecek olsaydık bulacağımız sonuçlar hayatımızın ilk yirmi, bilemediniz yirmi beş yılında toplanırdı: sorumluluklarımızın göreli olarak daha az olduğu ve aklımızın eşeğini 'keyfimize göre' yürüttüğümüz zamanlarda. Sonrası hep bir sıradanlık, hep bir yapmacıklık, hep bir idare etmedir.

    Artık günlerimizi idare ederek geçiririz. Artık bir şeylere katlanmak zorundayızdır. Örneğin artık okulu kırar gibi işi kıramayız; iş ve somut olarak görülebilir bir patron varsa o bizi kırar, hem de hiç acımadan. Kaybetmişizdir ve her kaybeden gibi 'yenilen pehlivan güreşe doymaz' misali kaybettiğimizi düşünmediğimiz zamanları özler dururuz.

    Bu değişimin nasıl olduğunu yani hayatımızdaki ışıltılı anların nasıl olup da azaldığını ise John Lennon'dan** dinleyebiliriz:

    Daha doğar doğmaz kendini küçük hissetmeni sağlarlar/Hiç zaman ayırmazlar sana, vereceklerine hepsini/Acın o kadar büyür ki hiç hissetmez olursun...

    Evde döverler seni, okulda canını yakarlar/Zekiysen nefret ederler, aptalsan aşağılarlar/Deliye dönersin sonunda ve uyamazsın kurallarına...

    Yirmi küsur yıl korkuturlar, işkence ederler bedenine/Sonra haydi bakalım derler, bir meslek seç kendine/Korkudan tutulup kalmışsındır, kıpırdayamazsın bile...

    Her gün uyutuyorlar sizi, televizyonla, dinle, seksle/Pek zeki, sınıfsız ve özgür sanıyorsunuz kendinizi siz de/Boktan köylülersiniz hâlâ, bakıyorum da size...

    Yukarılarda yer var hâlâ diyorlar, isteyenlere/Ama öldürürken gülümsemeyi öğrenin önce/Tepedekiler gibi olmak istiyorsanız siz de...

    Kolay iş değil işçi sınıfı kahramanı olmak/Eğer bir kahramanı olmak isterseniz, yalnızca takip edin beni...


    İşte ortalama müzikten farklı olarak sıradışı ritmlerin ve sözlerin, akordsuz aletlerin, ses olmaktan çıkmış seslerin (çığlık, böğürme, hırıltılı nefes alma, inleme, ilkel ve yabani bir bağırış vb.), anlaşılmaz gürültülerin bir araya geldiği bir kısım müzik bu kaybedişin tellere, dizelere, üflemelilere yansımasıdır.*** Punk, özgür caz ve death metalin bir bölümü, kaybetmeye isyandır. Sex Pistols, The Clash, Ramones, Patti Smith, Iggy Pop, Violent Femmes, Albert Ayler, Archie Shepp, John Coltrane, Last Exit, Death, Napalm Death değişik yerlerde ve zamanlarda, ayrı tellerde, kaybetmeye isyanın müziğini yaptılar. Sıkıcılığı, öfkeyi, sıradanlığı ve şiddeti müziklerine taşıdılar. Aslında isyanları bir tek kaybetmeyle sınırlı değildi, çünkü aynı zamanda kazanmaya da isyan ettiler. Tepedekiler gibi olmak için öldürürken gülümsemeyi öğrenmeleri gerekiyordu, reddettiler.

    Ama her şeyin bir bedeli vardır. Yaşamın diyalektiği bu. Hiçbir şey boşlukta durmaz. Araf yoktur. Düşlerinizin karşılığında huzur, umutlarınız karşılığında da sıradanlık verirler.**** Bunu kabul etmediler ama kazanmaya da kimseyi çağırmadılar. 1970'lerden '90'lara kadar inatla "punk" çalan Ramones farklı mıdır mesela? İsteseler paranın üstüne para sıçarlardı ve kıçlarını yeşil banknotlarla silerlerdi. Hepsinin bir başka ortak özelliği de kazanmayı işte bu noktada, karşılıksız reddedişte başlar: Acıyı azaltmak için, sahteleşmemek için kafalarını bulanıklaştırdılar, karmaşa yarattılar, bunların da yetmediği noktada ya müziklerinin fişini çektiler ya da kendilerinin... İtildikleri batakta kaybetmeye ve kazanmaya isyan ederlerken, kaybetmenin ve kazanmanın kurallarını koyanlara isyan edemediklerini anlamadıkları ya da gayet iyi anladıkları için!***** Herkes o küçük ayrıntıyı keşfetmek zorunda değildir. Hayatın sıkıcılığı gelir ve bulur sizi o küçük ayrıntı olmadan. Çünkü isyan, o küçük ayrıntı olmadan anlamını kaybeder. Bir bakarsınız oyunun bir parçası oluvermişsinizdir. Artık isyan yoktur, karmaşa vardır. Kavranamayacak ve çözülemeyecek bir karmaşa... Dayanan dayanır; ya karmaşasından çözüm üretir ya da suratındaki yamuk gülümsemeyle öldürür, öldürür, öldürür, sattığı müziği karşısında kendisini, başkalarını öldürür.

    Dayanamayan ise dağılır! Sıkıcılığın bir parçası olmamak adına... Doğru mudur?... Doğru nedir, nerededir????

    Notlar:
    * 1994'ten bu yana sessizliğe karşı müzik yapan Anti-Silence grubunun dağılma kararı üzerine yazılmıştır. Daha ayrıntılı bilgi için sanırım www.antisilence.com adresine bakılabilir.
    ** John Lennon'un 'Working Class Hero' isimli parçası. Şarkının çevirisi Bülent Somay'ın Şarkı Okuma Kitabı'ndan alınmıştır. Metis Yayınları, sf.83
    *** Punk ve özgür cazın bahsedilen isyanla ilgileri için bakılabilecek kaynaklar bulunmasına rağmen death metal için Türkçe'de herhangi bir kaynak sanırım bulunmuyor. Zaten kanımca death metalin isyanla olan ilişkisini anlamak için okumaktan çok dinlemek gerekiyor, ama yapılan her müziği değil: Punk: bir altkültürün oluşumu, Tricia Henry Young, Dost Kitabevi, çeviren Hira Doğrul, 194 sayfa; Punk Rockın Anlamı ve Gücü: Tek Akorlu Mucizeler; David Laing, Altıkırkbeş Yayınları, Çeviren: Nigar Özlem; Alışılmadık Sesler, derleyen Hira Doğrul, Dost Kitabevi, 238 sayfa
    **** Binbay, Tolga; Okumaca-Dinlemece köşesi, soL dergisi, sayı 112, sf.64
    ***** Aslan, Egemen; William Gibson ve Siberpunk, soL dergisi, sayı 200, Haziran-Temmuz 2003, sf.24
    Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

    © Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
    http://kirpi.fisek.com.tr