kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Londra Olay Gazatesi, 17 Mart 2006, İngiltere

"Ezgisi Mavi" Bir Şair: Bülent Özcan

Tahsin Şimşek

"Çünki şairsin hayâl-i tâzedir senden murâd" Nedim.

Her şeyiyle kalıplaşmış bir şiir dünyasına bu sözleriyle meydan okuyan Nedim'in özlemini çekerim, yeni Nedim'ler ararım zaman zaman. "Nezaket"i de şiiri de haddeden geçirecek şairleri. Hayaliyle, şiiriyle, yaşıyla taze bir şair dosttan söz etmenin tam sırası. O, "ezgisi mavi" bir şair, o Bülent Özcan.

Ezgi, şiire yakışan zengin bir sözcük. Halkın dilinde üzüntü, müzikte nağme, dilbilgisinde ton-vurgu. Mavi, Türkçe'mde "umut"un kolunda, gökkuşağının mekânı, sonsuzluğa açılan kapının arkasındaki renk. Ama sözcükler her dilde aynı çağrışımları yaptırmaz. Bir çevirmen dostumdan edindiğim izlenime göre mavi, denizin göbeğindeki halklar için, bir adaya hapsolup kalmanın, çaresizliğin rengi. Ama Bülent Özcan, yıllardır o yaban ellerde; Türkçe"nin yüreğindeki umudu yaşatmakta; o, İngiltere'deki şiir dünyasının "usul usul açan"ı, kızının adıyla söylersek o, şimdi bir "Şiirsu". Ve onun şiirleri İngiltere'de yayınlanan "Still Life", "Life Tapestry", "Magic of the Muse", "Affectionately Yours", "The Wiew From Me", "Body and Soul", "Perfect Magic" gibi antolojilerde. "Perfect Magic"'e alınan üç şiiri ile ilgili yapılan 'kendine özgü sesi ve renkleri olan eşsiz bir şiir evreni' değerlendirmesi için, benim söyleyeceğim başka bir söz yok. Onun coşkusu benim de coşkum ve onun şiirleri ile ilgili benzer şeyleri düşünmenin keyfini yaşıyorum doya doya.

Benim ülkemin şairleri, hatırı sayılır bir kısmıyla, yüz yirmi yüz otuz yıldır "elde baston dilde pardon" modasıyla zevahiri kurtarıp günü geçiştirirlerken, o Yunus'un, Nazım'ın kolunda şiirinin kozasını örmeye devam ediyor. O, moda edebiyatın elitlerinden olmaya özenmediği için, "1980 Şiiri"yle de kavgalı bir şair. Artık mantarın bile adını "kültür"le andığımız bir çağdayız. O halde küresel saldırganlığın, şiiri de mutasyona, bozulmaya uğrattığı bugünün ortamında, Bülent Özcan'ın bu kavgasını anlayışla, saygıyla karşılamak gerekir. "80 Şiiri"nin söz kesenleriyle aynı yaş grubundan, aynı kuşaktan olmasına karşın, Bülent Özcan'ın, kendi şiirini yurtiçinde ve yurtdışında kabul ettirebilmesi neyin göstergesidir? İşte yanıtı: "Kafalardaki duvarlar/ Yıkılır mı acep bir gün/ Güdülmekten şu davarlar/ Sıkılır mı acep bir gün". O, mayasında halk şiiri de olan bir şairimiz, kuklalaşmayı içine sindirip, moda pazarına sergi açan herkesi, ne güzel iğnelemekte. Elbette buna önce şairler dahil.

Şiiri şiir yapan da, çokanlamlılığın olanaklarından yaralanıp imgedeki uzak çağrıştırımları yakalamaktır. Başka bir deyişle tadı kaçırılmamış o örtülü güzelliği yakalamaktır.. Haşim, dilinin onca ağırlığına karşın, niye hâlâ 20. yüzyılın gözdesi? Çünkü şiir için gerekli olan örtülü güzelliği, bir izlenime dönüştürebilmeyi o başarmıştır. Ben, Bülent Özcan'ın, özellikle Londra günlerinde yazdığı şiirlerde, Haşim'le örtüşen böyle bir yan olduğunu gördüm. Bu kıvama gelmesine karşın, hâlâ "Bağışla beni şiir" diyen de odur. Çünkü şiirde mutlak güzelliğe erişilebilseydi ve şiir tanımlanabilseydi, ortada bir tek tanım olurdu. Öykünmeciler dışında her şair, yaşama farklı bir şiir sunar. Böylece de adından söz ettirmeyi bilir. Bülent'in, İngiltere'deki antolojilerde yer almasını sağlayan, on iki yıl önce, henüz yirmi bir yaşındayken, Ali Yüce'ye: "Gerçeği düşüne karışan/ Halkımın oğlu Bülent/ Benim de oğlum olur musun?" dedirten, onun bu farklılığı, yani özgünlüğü çok erken yakalamış olmasıdır. O, şiirle harmanlanmış bir gençliği yaşaya yaşaya gelenlerden.

T.S Eliot, şiir için şöyle der: "Şiirde sözcükler, ne hak ettiklerinden daha az, ne de hak ettiklerinden çok yer işgal ederler. Yeni ve eski kelimeler hiçbir zorlama olmaksızın, birbirleriyle anlam alışverişi içindedirler, günlük kelimeler kabalaşmadan, resmi kelimeler ise ukalâlaşmadan eksiksiz bir şekilde anlamlarını bulurlar." T. S. Eliot'ın bu sözlerinin yerli yerine oturduğu çok az şiirle karşılaştım. Farklı olma, özgün olma çabası, şairi hem imgede hem sözcükte bir zorlamaya götürüyor. Doğallığı artık aradınsa bul; ses ve anlam uyumu da artık sizlere ömür. Bülent Özcan, şiirde lafı dağıtanlardan, sözü uzatanlardan değil. İşte tadı damağınızda kalacak birkaç dize:

  • Nedir içine gömdüğün/ Akıt hüznünü şiirine

  • Şiir, şairlerin dileği.../ Zaman, tanrıların eleğidir

  • …bir düş gezginidir zaman/ Zakkum ve kum taşır yüreğinde

  • Ömrümü böldüm şiire,/ Kuşlar sürdü izimi...

  • Gözlerin/ mürekkebi ömrümün/ yüreğimin deltasına yazılı...


İşte onun sözcükleri: "gökyüzü, su, mavi, deniz, kıyı; çiçek, gül, gelincik, kuş, kanat, rüzgâr, ışık, sabah; göz, yüz, dudak; çocuk, umut, düş, hüzün, ölüm, ölümsüzlük, sonsuzluk; yürek, aşk, sevda, özgürlük, emek, halk, şiir" Özetle o, halkla şiirin buluştuğu yerde. Sözcükler hepimizin, ama şiir şairin. Buna karşın biz, yine de onun bu sözcükleriyle, gelin bir iki bir resim yapalım. Onun şiirinde, o pırıl pırıl masmavi denizi üstüne çekip kumsalda uyuyan o güzelle, S. Dali'ye yakışan bir düşe dalalım; C. Monet'in kolunda, "Sahiplenerek yürüdüğün o ömür var ya;/ Havada uçuşan gelincik tozlarıdır" dizelerinin ezgisiyle kendinizden geçip "Gelincik Tarlaları"nda yürüyelim; Constable'la buğulu "İngiltere Manzaraları"nı seyre koyulalım. Bu renklilik ve güzelliğin sanat yaşamımıza katkısı nedir derseniz, yanıtım kendisini "1980 Şiiri" ya da "80 Kuşağı" olarak adlandıranların dışında kalan, kendi kuşağından pek çok şairi özgün imgeleriyle, doğalık ve yalınlıktan beslenen güçlü dizeleriyle, kısacası, özgün şiir evreniyle etkilemiş olmasıdır. Bir şair için bundan daha büyük bir kazanım olabilir mi?

Bülent Özcan, kültürüyle barışık bir şair. Yunus, Nazım Hikmet, Onat Kutlar, Ataol Behramoğlu onun gözdeleri. Öte yandan eşine, kızına, annesine, babasına, dedesine yazılmış, insanın ortak paydasında buluşmuş şiirlerle çıkıyor karşımıza. Ama hepsi sonunda, onun olarak kalmıyor, "şiir ailesi"nin birer parçasına dönüşüveriyorlar.

Estetik ve edep boyutları gözetilen Bülent Özcan şiirine, gerçek şiirseverler kapılarını elbette açacaktır. Ama öte yanda, ne yapıp edip "Şiir Tahtı"nı bir biçimde ele geçirenlerin varisleri olan 1980 Kuşağı, o, demokrasi dedikçe, onu susturmak için ellerinden geleni yapmaktadır. Bülent Özcan, zaman zaman işte bunun sıkıntısını ve gerilimi yaşasa da, o, bu tam tamlara kulaklarını tıkadığı ve karınca sabrını sınamaya devam ettiği için farklıdır. Ötekiler kim mi, kendilerini dölleyenleri-etkileyenleri yiyen karadullar. Büyücüleri, kurşun dökücüleri, kına yakıcıları da belli: İlhan Berk, Ece Ayhan, Enis Batur. Oysa bana göre 80 Kuşağı'nın "İkinci Yeni"cilerden alacağı bir tek ders var: onların gördüğü gerçeği görmek. Cemal Süreya'nın son yapıtları Güz Bitiği ve Sıcak Nal'daki şiirleriyle Turgut Uyar'ın Sonsuz ve Öbürü'deki şiirleri artık ne kadar İkinci Yeni şiiridir? Şiirana Gülten Akın'ın son şiirleri için de şunu diyebilirim ancak: "Sığda" dan çok ama çok "Uzak Bir Kıyı"da. Bugünkü Gülten Akın, o "ötekiler" gibi, aydın kadın özlemleriyle, öyle güldür "Müldür" kendini abartanlardan değil. İlhan Berk "Ad her şeydir / Sil beni "diyor. Sloganımız, eğer bu olacaksa yandık. Her ad bir soyutlamadır; ayrıntıdan kaçışın ifadesidir. Sıfatsız ve eylemsiz bir "İlhan Berk" nasıl anlatılabilir. Sesiz Gemi'den "sessiz" sıfatını, "Merdiven"den "ağır ağır" belirteciyle "güneş rengi" sıfatlarını kaldırın, geriye ne kalır? Bence ortada şiir miir kalmaz.

Bülent Özcan şiiri, sloganlara kulaklarını tıkamayı bilen bir şiirdir. Bülent Özcan, arkadaş gruplarıyla ayakta kalan şairlerden değildir. O, "gelincik tozu" bir şairdir. Onun için şiir, sonsuz umut ve istençtir: "Umut/ Yaş bir sabun/ Elinde.// Onu elinde tutmak/ Yine senin elinde" O, Şeyh Galib'in izindedir, özetle "kelâme can vermek"in peşindedir.

Nazilli - Aydın
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr