kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Bu yazı daha önce e-dergi'nin 4. sayısında yayımlanmıtır.

Internet Üzerine Birkaç Söz

Eren İnan Canpolat

'Kaplanlar kendi tarihlerini yazamadıkları sürece
tarih hep avcıları haklı gösterecektir.'
Afrika Atasözü

Bazı kaynaklar Internet'in tarihini SSCB'nin Sputnik'i fırlattığı tarih olan 1957'ye kadar götürüyorlar. Ancak daha çok kabul gören yorumlar bu serüvenin daha belirgin olarak 1970'lerde hız kazandığına işaret ediyor. Askeri ve akademik bir proje olarak ortaya atılan Internet 1990'lara gelindiğinde 3 milyona ulaşan host sayısıyla (kaynak: NTVMSNBC) dünyanın en önemli gündem maddelerinden birine dönüşmüştü.

Internet'in etkisi ve kullanımı yaşamın bütün alanlarında kendisini gösteriyordu. Ancak bu gelişmenin yaşamın diğer alanlarındaki diğer pek çok gelişmeden farklı bir biçimde ele alınması gerekiyordu. Çünkü o 'sanal' denilen bir ortamda sanallaşan insan ilişkilerinin kendini sürdürme biçimine dönüşüyordu zamanla. Bir başka deyişle:
'Biraz militarist, biraz da akademik kaygılarla örülmeye başlanan bir veri iletişimi ağı, Çinli bir genç kızın gelecek düşlerini süsleyen, bilgiye olan açlığını giderebileceğini kurguladığı müthiş bir ziyafet, homoseksüellik düşmanı bir Amerikalı rahibin, sesini dünyanın her köşesine duyurabildiği bir MEGAfon, Mısırlı bir postacının, hayvanlarla seks fantezilerini pekiştirebildiği bir magazin, gücünü damarlarında akan şoven kandan alan bir Türk 'cracker'ın, Atatürk aleyhtarı zırvalarla dolu Yunan sitelerini 'bomba'layabildiği bir savaş alanı, kocası derin uykuda horuldarken, evini hiç terketmeden geyik yapma ihtiyacını gidermek isteyen bir Isveçli kadının, frekansı Yeni Zelanda'ya bile ulaşmaya yeten telsizi, içine düştükleri sefalet yüzünden ekonomist karısı Antalya'da fahişelik yapan bir Rus denizaltı kaptanının, silah teknolojileri pazarlayabildiği sanal bir ekmek kapısı haline geliyor'du (Kandemir, 1998).

Internet'in geçmişte ne olduğunu, nasıl geliştiğini belirlemek güç bir iş değil ve bu zaten kimsenin de ilgisini çekmiyor. Galiba daha önemli olan onun bugün ne olduğu, yaşama (eğer bir şeyler getiriyorsa) neler getirdiği ve sınırları. Internet karşısında insanın konumu ve bunun toplumsal yansımaları. Kuşkusuz bu yazı bu sorunlara kapsamlı yanıtlar üretmeyi hedeflemiyor. Bu sorunlara dair uygun soruları sormak bile bu yazının kendisine biçilen görevi layıkıyla yerine getirmesi için yeterli olacak.

Bilgi ve İletişim
Internet, her şeyden önce bir iletişim ve bilgi paylaşım aracı olarak tasarlandı. Dünyanın her tarafındaki milyarlarca insanın iletişimini sağlamak ve gelmiş geçmiş en büyük veri tabanı olmak misyonu yüklendi üzerine. Pek çok insanın önemli ölçülerde iletişimini sağlamak görevini başarıyla yerine getiriyormuş gibi görünüyor ilk bakışta. Dünya üzerindeki pekçok insan Internet'i diğer insanlarla iletişim kurmak amacıyla sıklıkla kullanıyor. Rumuzların yerini nickler aldı ve Goncagül, hornygirl'e dönüştü. Ama 2 milyar insanın henüz telefonu bile görmediği bir dünyada, Internet'in, tüm dünyaya seslenen bir iletişim ağı olma hedefinin biraz gerisinde kalmaya mahkum olduğunu görmek de zor değil.

Internet'in ürettiği şeyin iletişim mi yoksa iletişimsizlik mi olduğu daha çok tartışılacağa benziyor. Internet, bir yandan bilgisayarının başındaki insana tüm dünyanın kapılarını açarken, öte yandan, birey 'gerçek hayat' denilen yerde olan şeyleri kaçırıyor gibi görünüyor, yüzyüze geldiği insanla iletişim kurmakta güçlük çektiği gözleniyor. Bütün dünyayla iletişim halindeyken kendi bireyselliğine saplanıp kalıyor, Internet yeni bir jenerasyonun sinyallerini veriyor.

Stuart Hall, "Teknolojiler diğer teknolojilerin ve onlara eşlik eden bilinç biçimlerinin yerini almazlar. Tüm sahayı yeniden örgütler, biçimlendirirler", diyor (aktaran: Türkeş), Internet'in yaptığı da bu galiba. Peki, milyonlarca insanın katılımına haiz olmuş ancak bir türlü toplumsallaşamamış, hep bireysel yaşam(cık)ların sınırları içinde sınırsızlığı propaganda etmiş bu iletişim(sizlik) ortamının toplumsal yaşama (mahalleye, sokağa, köy kahvesine, politik yaşama, ekonomiye vb.) ilişkin görünümleri neler. Internet'in 'gerçek' değil de 'sanal' bir ortam olması orada olanların 'gerçek hayat'a dahil olmasını engelliyor mu? Bu sorular da yanıt bekleyen sorular arasında yerlerini alıyorlar.

Bir bilgi kaynağı olarak ise Internet'in güvenilirliği konusundaki tartışmalar sürüyor. Bazı prestijli bilgi kaynaklarını bir kenara bırakacak olursak, spekülasyonların kolaylıkla yayılabileceği bir ortam olması dolayısıyla Internet'ten alınan bilginin doğruluğu her zaman kuşku uyandırıyor. Bu kuşkular da uzun müddet dağılacak gibi görünmüyor.

Sanal Ortam: Büyüklere Evcilik
sanal: 1. [Türü: Sıfat] Gerçekte yeri olmayıp, zihinde tasarlanan, mevhum, farazi, tahmini (Türkçe Sözlük). Internet'in kendisiyle birlikte dünyaya getirdiği bir kavram 'sanal'. Internet'e dair şeyleri belirtmek için kullanılan bir sözcük. Diğer iletişim aygıtlarından farklı olarak Internet'in böyle bir kavramla beraber anılır olmasının bir nedeni var kuşkusuz: Internet, telefon ya da faks gibi 'kullanılan' bir araç değildir, insanlar Internet'e 'katılırlar'. Bu da ona topluma ilişkin pek çok şeyin atfedilmesine neden olur. Onun 'devrimsel' bir yenilik olarak yaşamın her alanını değiştireceği (buradaki 'değişim' her zaman olumlu bir vurguyla kullanılır), sanayi devriminin yaptığı şeyin bir benzerinin de Internet tarafından yapılacağı vb. tezler ('Avrupa Birliği, Internet'in temsil ettiği değişimin, sanayi devriminden daha önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini resmi dökümanlarında ilan etmiştir.' (Internet Kurulu, 2001)) hep bu 'katılım' boyutunun öne çıkarılmasıyla desteklenen, doğruluğundan, gerçeğe uygunluğundan süphe edilmesi güç bir boyut kazanırlar.

Internet'e 'katılan' insanların en büyük lüksü Internet'teki varlıklarını istedikleri gibi tanımlayabilmelerdir herhalde. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir kişiyle sohbet eden (chatleşen) birisi kendisini cinsiyeti, adı, yaşı ve yaşamındaki her şeyiyle farklı tanıtmak gibi bir şansa sahiptir. Ve bu onu bilgisayarı karşısında 'hükmeden' bir konuma oturtur. Kendisine istediği gibi bir bireysel tarih oluşturabilir ve hatta Internet üzerinde tek bir kimlikle bulunmak gibi bir zorunluluğu bile yoktur. Böylelikle dört dörtlük bir özgürlük yanılsaması oluşmuş olur. Birey, bilgisayarının başında her şeye hükmedebilmektedir. Tüm dünya onun ayaklarının altına serilmektedir ve o istediği yere gitmekte, istediği gibi bir video kamera almakta, bir habere istediği notu vermekte ve kendisine istediği kimliği seçmekte özgürdür.

Yaşamın başka hiçbir alanında kendini gerçekleştirme şansı bulamayan birey, 'her istediğini yapabildiği' Internet'te yaşamındaki bu büyük çelişkiyi de törpülüyor. Yeni arkadaşlıklar, yeni 'ortam'lar, yeni bir dünya ve yeni bir yaşam. Ve bütün bunların hiçbirine bir an olsun bile bağlanmak gibi bir zorunluluğu yok. Istediği zaman her şeyi silebilir ve yeni bir yaşamla tekrar 'oyun'a başlayabilir.

Önemli noktalardan biri de Internet'in sınırlarının birey tarafından kolay kavranabilir olmaması. Internet, kendi oluşumuyla birlikte sınırlarını da var eden ve alternatifi olmadığı için bu sınırların anlaşılamadığı bir ortam. Internet sanki 'başka türlü olamaz'mış gibi. Etrafındaki, hem de çok yakınındaki duvarları göremiyor Internet 'katılımcısı'. Bilgisayarının başına geçtiği andan itibaren onu başka türlü olamayacak bir şey olarak görüyor ve onun sınırları içinde kalıyor her zaman. Internet'in 'engin'liği (ki bunun da gerçek olduğu kuşkuludur) onun sınırsız olduğu yanılsamasını oluşturuyor. Oysa salt 'Internet Cafe'lere bakmak bile bunun böyle olmadığını, Internet karşısındaki bireyin yalnızca tanımlanmış belli başlı davranış biçimlerinin dışına çıkmadığını gösterecektir. Ancak bireyin bütün bunları görmesinin önünde pek çok önemli engel vardır. Internet'e dil uzatmak, onun 'devrimsel' karakterinden kuşku duymak ancak bir meczubun yapacağı şeylerdir. O, insanlık tarihinin en büyük birkaç buluşundan bir şey olarak, hikmetinden sual olunmaz bir 'dokunulmaz'dır. O, 'küreselleşmeyi daha da hızlandıran' bir iletişim aracı olarak ilerlemenin en büyük itici gücüdür. O, özgürlüktür.
'Ama tarihi boyunca hiçbir teknolojik gelişim, onu yaratan güçler aracılığıyla denetlenip düzenlenmekten kendisini kurtaramadı. Şüphe yok ki, sistemde olmanın altyapısını borçlu olduğumuz teknolojiyi elinde bulunduran uluslar/şirketler ve onların 'hatırlı' müşterileri, kendi çıkarlarını tehlikeye düşüren bir an geldiğinde, bu sistemi, yüce bir etik kaygıyla, yine özgür bir ortam olarak koruma ve herhangi bir müdahaleden kaçınma eğilimi göstermeyeceklerdir' (Türkeş).

Nitekim, 11 Eylül sonrasında yaşananlar pek çok alanda olduğu gibi 'sanal alem'de de yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden oldu. ABD ve birçok Avrupa ülkesi Internet'in fazlaca denetim dışı olduğunu düşünerek bu konuda bazı kısıtlamaların getirilmesi gerektiği konusunda hemfikir oldular ve Avrupa Birliği, yeni düzenlemeleri gündeme getiren bir tasarıyla karşı karşıya kaldı.
'Tasarı her Internet kullanıcısının yolladığı mektupların ve ziyaret ettiği Internet sitelerinin kaydedilmesini öngörüyor. E-postalarda kime veya kimlere yollandığı, konu satırının ne olduğu kaydedilecek. Üstelik bu sadece yollanan değil, gelen mektuplar için de geçerli olacak. Böylece ilişkiye geçilen kişi ve siteler kaydedilebilecek. Tasarının en ilginç tarafı, bu bilgilerin saklanma süresi. Tasarıda bu bilgilerin 12 aydan 7 yıla kadar saklanması teklif ediliyor' (Radikal, 24 Haziran 2002, s.14).

Amerika ise bilgisayar korsanlarını 'vatan haini ilan etti bile' (a.g.y). 'Onlar' özgürlüğe ancak kendilerini belirlediği sınırlar içerisinde 'sonuna kadar' izin veriyorlar (Türkiye'nin Internet sitelerini RTÜK'ün yetki alanına dahil etme çabaları ise bir gaftan öte bir anlam taşımıyor bunlarla karşılaştırıldığında).

Bağımsız Medya
Şimdiye dek Internet'in 'sanal' yanlarına vurgu yapıldı. Ancak böylesine büyük olanaklara sahip bir iletişim olanağını reddetmek yel değirmenleriyle savaşmaktan daha zor ve yararsız bir iş olacaktır herhalde. Çünkü, Internet'in yaygınlık kazanmasıyla birlikte bağımsız medya da büyük bir olanağa kavuşmuş oldu. Düşünceleriyle egemen olandan farklı bir yerde konumlanan pek çok kesim bu olanağı değerlendirme yoluna giderek Internet üzerinde alternatif iletişim ağları ve site zincirleri oluşturarak seslerini dünyaya daha güçlü duyurabilmeyi başardılar. Bunların en önemli örneği herhalde Liverpool liman işçileri grevidir. Internet'in olanakları konusunda Monthly Review'ün editörleri şöyle diyorlar:

'Internet, gerek ABD dışı gazeteciliği ABD'de olanaklı kıldığı için, gerekse ABD'den yükselen eleştirel bakış açılarını yansıttığı için ne kadar önemli olduğunu kanıtladı. Ama Internet'in sınırları var; Internet'te ne kadar kaliteli bir muhalif haber yayınlanırsa yayınlansın, bunun ABS politik kültüründe güçbela bir etkisi olabiliyor 've orada (Internet'te) yer alan şey, çok az kalıcı iz bırakarak, çabucak buharlaşmaya eğilimli. Dahası, web'e iyi malzeme koymak para istiyor, dolayısıyla eğer sağlıklı bir bağımsız medya sektörü yoksa, Internet'teki öneriler can çekişmeye mahkum' (Sweezy, 2002).

Cinsiyetçiliğin, ırkçılığın vb. kendisini pervasızca ifade edebildiği, tekellerin, uyuşturucu kaçakçılarının ve cinsiyet sömürücülerinin fink attığı bir alan olarak Internet'i bütün bu çürümüşlüklerden tamamen temizlemek kuşkusuz olanaksız, çünkü son kertede orası onların alanı. Ancak bağımsız medyanın kendisini daha da geliştirip daha iyi ifade edebilme, kitlelerle daha fazla buluşabilme işleviyle daha fazla donatıldığı sürece, alternatif seslerin daha da güçlü çıktığı bir alan olarak Internet umut vaadediyor. Internet'i 'kaplanların tarihini yazma' nın bir aracına dönüştürmek olanaksız değil.

Kaynaklar:
1. Internet Kurulu (2001); 'RTÜK Yasası Hakkında Internet Kurulu Üyelerinin Ortajk Deklarasyonu', Elektrik Mühendisliği, Cilt 40, Sayı:409, s.13.
2. Kandemir, Kerem (1998); 'Bir Iletişim ve Etkileşim Fantezisi Olarak Internet', http://araf.net/dergi/sayi12/metinler/krmir981.shtml.
3. NTVMSNBC; 'Internet'in Tarihi', http://www.ntvmsnbc.com/news/55696.asp.
4. Sweezy, Paul M. vd.(2002); 'Notes From the Editors', Monthly Review, Volume 53, No:8.
5. Türkçe Sözlük, http://www.nlp.cs.bilkent.edu.tr/Sozluk.
6. Türkeş, Ömer; 'Sanalın Politiği', http://www.araf.net/dergi/sapo/sp2_o_turkes.shtml.
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr