kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

Sabahattin Eyüboğlu'ndan Mahmut Dikerdem'e Mektup

Sabahattin Eyüboğlu

(1)Kardeşim Mahmut(2)

Orhan'ı(3) kaybettik. Sana bu inanılmaz haberi vermek için mi geciktim dersin? Belki... Mektubun bana Yaprak'ı yeniden çıkartmak imkanlarını aratmıştı. Orhan'ı bulup konuşmaya çalıştım.

Bu sene Orhan, bildiğinden çok içiyordu. Hele son aylarda meyhaneden çıkmaz olmuştu. Onu vazgeçirmek değil, birkaç saat ayık kalmaya razı etmek mümkün değildi. Rakıdan onun yüzünden nefretimi göreli bana da seyrek geliyordu.

Son Pazar günü beraberdik. Boğaziçi'nde içmeden dolaştık. Senden, Yaprak'tan konuştuk. Orhan (yalnız sanat dolayısı ile) formülüne razı olmuyordu; ama başka türlü çalışmanın imkansızlığını da biliyordu. Bir müddet evvel bembeyaz bir Yaprak çıkarmayı ve olan bitene böyle cevap vermeyi kurmuştuk. Bu sayıyı yalnız abonelere gönderecektik. Arkadaşlar bu şekli tutmamışlardı; ama galiba bu perişanlık, bu dağınıklık içinde zaten "mümkün" şekil de bu idi. Orhan gittikçe gevşiyor, gevşedikçe içiyordu. Işsiz, parasız ve meyustu.

Pazar günü, diyordum, Boğaziçi'nde biraz "buluştuk" ve ümitlendik. Ertesi gün buluşup esaslı bir karara varacak ve sana beraber yazacaktık. Ertesi gün buluşmadık, daha ertesi gün...

Gazetelerde teferruatı okumuşsundur. Belki otopsi neticesini henüz görmemişsindir. Çünkü biraz evvel Pertev'le(4) morgdan öğrendik: Kronik alkolizmden mütevellit beyin kanaması.

Üç gündür dört-beş arkadaş ne korkunç bir ölüm kırtasiyesiyle uğraştığımızı tasavvur edemezsin. Elâlem Orhan'ın şiirini nihayet anlamaya çalışırken, biz cesedini gömebilmek için akla karayı seçiyoruz. Korkunç iftiraların önlenmesi için, bir bulut kadar temiz olan Orhan'ın didik didik edilmesi icab etti. Yarın onu nereye, nasıl gömeceğimizi bilmiyoruz. Ailesi bize bıraktı. Rumeli Hisarı'na karar verdik.

Urumeli Hisarı'na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum

Hastanenin imamı, tesadüfe bak, benim Trabzon'dan sınıf arkadaşım çıktı. Bu sayede işler kolaylaştı. Yarın Pertev'le mezar kazdırmaya gideceğiz.

Dora(5) (neler çekti bilsen, karakollarda) ve Muallâ(6) içerde ağlıyorlar. Yaprak adına güzel çelenk hazırladılar. Telefon mütemadiyen işliyor: Orhan Veli'nin hayatı hakkında malûmat... Ölüm nasıl oldu? Cenaze ne zaman, nereden kalkıyor? Ankara arıyor: "Eş dost inanmıyor, havadis doğru mu?" Velhasıl, ölü evi bizim ev oldu. İvır zıvır işler beni uyuşturdu. Orhan'ın gerçekten öldüğünü daha kendime söylemeye vakit bulamadım. Orhan'ı şimdi Istanbul'da arayıp da bulamamak mümkün mü, Mahmut? Sahiden hiçbir yerde bulunmaz mı dersin? Lambo'da? Orman'da? Balıkpazarı'nda? Öyleyse Sarıyer'e gitmiştir... Yahut Edirne'ye, Nahit Hanım'a...

Seni çok severdi Orhan... Geçenlerde: "Kahire'ye ideceğiz, hazırlan,"demiştim. Gözleri parlamıştı. Ama yıllardır ihmal ettiği askerlik işini (bütün para cezaları affa uğramış olmasına rağmen) yoluna koymamıştı. "Haydi, başla işe," dedim. "Mahmut, Kahire için değer," dedi, Ankara'ya, şubeye bir mektup yazdı. Sana da o zaman alicengiz bir mektup başlamıştı, yolladı mı, bilmem, yarım kalmıştı. Başında "Delikli Şiir" vardı.

Son yazdığı şiirleri ceplerinde ve evde bulamadık. "Aşk Resmî Geçidi," diye bir şiir okumuştu geçen gün. Kaybolduysa, çok yazık.

Orhan, Orhan, Orhan, nasıl gidersin böyle yahu... Bu kadar imkanla, bu kadar genç, bu kadar pisipisine... Sağlığında da buna benzer sözleri kaç defa hepimiz bir türlü söyledik. Dalgacı Mahmut meğer bir çeşit yıldızmış, aktı geçti. Ele avuca sığmadı. Bu imiş olacağı.

Tel qu'en lui mème enfin...

Orhan için son bir Yaprak sayısı çıkaralım, diyorum. Ne dersin? Her halde bir yazı gönder. Şu veya bu şekilde bir şey bastıracağız. Bir de suskripsiyonla Orhan'ın bütün yazdıklarını birkaç cilt halinde bastıralım, diyorum. Bu hususlarda düşündüklerini yaz. Keder işten başka şeyle unutulmaz. Sonuna kadar gayya kuyusuna bir şeyler atacağız.

Fakat gazeteler, patronlarına rağmen, Orhan'ı nasıl hep bir ağızla tuttular ve gazetelerden bu teşviki görür görmez herkes nasıl sempatisini açığa vuruverdi. Ve kötüler nasıl (bir an için olsun) dezarme oldu. Bunlar insanın ümidini yaşartıyor, yoksa... Bugünlerde çok zor ümit etmek.

Seni ortak kederimiz ve düşüncelerimizle kucaklarım, kardeşim.

Sabahattin.

Notlar:
(1) Bu mektubu burada yayımlamamız için bize ileten Levend Yılmaz'a teşekkür ederiz.
(2) Mahmut Dikerdem.
(3) Orhan Veli.
(4) Pertev Naili Boratav.
(5) Erol Güney'in eşi.
(6) Sabahattin Eyüboğlu'nun kız kardeşi.
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr