kirpi "Yergi kirpiye benzemeli, her öfkeli dizeyle oklarını fırlatan." Joseph Miles
» Ana Sayfa
» Edebiyat
» Felsefe
» Fotoğraf
» Müzik
» Politika
» Sinema
» Tarih
» Diğer
» Plastik Sanatlar
» İletişim
» uzakulke@fisek

kirpi arama
güncellemelerden haberdar olmak için:

On-Line (Çevrim İçi) Toplumun Doğuşu

Nihal Gürhani

İçinde yaşadığımız çağda, bir taraftan "parçalanmışlık", "hiper-bireysellik" ve artan "yalnızlaşma" yaşanırken, diğer taraftan da "postmodern kabileleşme" olarak adlandırılan bir tür cemaatleşmeye yönelik ilginin artışına tanık olunmaktadır.

Post-endüstriyel çağın teknolojik altyapısını oluşturan "enformasyon-iletişim teknolojileri" (ve özellikle de bunların içerisinde Internet/web), daha önce tarihte hiç tanık olunmamış tarzda, "yeni tür ilişkiler" i ve bu ilişkilerin sonucu ortaya çıkan "sanal cemaatler"i ya da diğer isimleri ile "virtual communities",on-line communitiesleri gündeme getirdi. American online ya da WELL örneklerinde görüldüğü gibi, bu "cemaatler"in (communities) üyeleri, daha şimdiden milyonlarla ifade edilmeye başlanmıştır.

Geçtiğimiz yüzyılda, Tocqueville'in (s.266) uzak görüşlülükle Amerika'da Demokrasi kitabında belirttiği şekilde, yabancılaşmış bu insan "yurttaşlarıyla birlikte yaşar ama onları göremez, onlara dokunur ama onları hissetmez, kendi içinde ve yalnız kendisi için varlığını sürdürür" hale gelmiştir. İşte sanal cemaatler bu görülemeyen, hissedilemeyen yurttaşlar için bir toprak haline gelmiş Internet/web ortamını kendilerine vatan edinmişlerdir.

Sanal cemaat kavramı insan ve teknolojinin şaşırtıcı bir biçimde bir araya gelmesinden doğmuştur. Aynı anda her yerde bulunan bilgisayar networklerinin, fiziki mekandan bağımsız, milyonlarca insanın "siberuzay"da bir araya getirmesiyle oluşmuştur. Sanal cemaatlerin en çok kabul gören tanımı, kendisinin bir Internet bağımlısı olarak değerlendiren ve birden fazla sanal cemaatin kurulmasında ve sürdürülmesinde birinci derecede rol alan Howard Rheingold'a aittir. Rheingold aynı zamanda bu alanda en çok tanınan kitaplardan birisinin yazarıdır. Ona göre sanal cemaatler; kişisel ilişkiler ağının yaratılması için yeterli sayıda insan bir araya geldiğinde networkler (Internet) vasıtası ile yaratılan sosyal gruplardır.

Sanal cemaatlerde geleneksel cemaatlerde olduğu gibi, coğrafi/fiziki bir mekandan bahsetmek mümkündür. Sanal cemaatlerin mekanı "siberuzay" (cyberspace) kavramı, bilim-kurgu roman yazarı olan Gibson'a (s.6) aittir. Ona göre siberuzay:"her ulustan milyonlarca yasal kullanıcının matematiksel kavramları öğrenen çocukların hergün yaşadığı anlaşmalı halüsinasyon"dur. Gibson'un Neuromancer'ın da bir bilim-kurgu romanı olarak doğan siber-uzay bugün sayıları yüz milyonları bulan Internet kullanıcılarının bir araya geldiği yer anlamında kullanılmaktadır.

Yine de Internet kullanıcılarının ne kadarının kendisini on-line toplumun bir üyesi olarak gördüğünü kestirmek şu an için mümkün olmasa da açıkça büyük bir çoğunluğun hissettiklerini haber gruplarında, mesaj listelerinde, Chat (sohbet) odalarında ve diğer şekillerde paylaşmakta olduğu görülmektedir.

Rheingold bu sanal cemaatleri, insanların hissettiklerini, düşündüklerini ve ilişkilerinin, web ortamında tartışmalarının, paylaşmalarının sonucunda ortaya çıkan bir bütün olarak görmektedir.

Internet ve on-line cemaatlerin geneli ilgiler tarafından organize edilmiştir. Bu da on-line cemaat bireylerinin bir çok bakımdan homojen olmasına imkan vermektedir. Katılımcılar bir tek tuşa basarak sanal gruplarından ayrılabilmektedirler. Böylece farklılıklarla uğraşmaları gerekmemektedir.

Ayrıca Internet dünya yetişkin potansiyelinin %2'sinden azına hizmet etmektedir. Yani dünyanın büyük bir kısmı aslında Internet kullanmamaktadır ve belki de hiç kullanmayacaktır. Dolayısı ile Internet kullanıcıları ekonomik, ve sosyal olarak birbirlerine benzer insanlardır.

Doheny ve Farina'ya göre bir toplum kompleks, sosyal ve çevresel gereksinimlerin içerildiği bir alan ile sınırlıdır. O katılımı kolay olmayan bir şeydir. Yani internette bir tartışma grubuna katıldığınız kadar kolayca bir topluma karışamazsınız, toplum duygusu yaşanmalıdır, toplum birbirinin içine geçen gerek çelişkili gerekse farklı olan ve bütün duyularımızı içiren bir olgudur. Yine de toplum kavramının bu tanımı altında dahi bugün, on-line grupların bir toplum etiketi alıp almaması tartışılmaktadır. Bu tartışmalar iki noktaya dayanmaktadır:

1.Çevrim içi toplum, çevrim dışı toplumun bir alternatifi olabilir mi?
Bu nokta ile ilgili teoriler çok sayıda olmasına rağmen kesin yargıya varılmasını sağlayabilecek kadar, çevrim içi toplum ile gerçek (çevrim dışı) toplumun etkileşimine ait yeterli bilgiye sahip değiliz.

2.İnsanları bir toplum olarak görmelerine yönlendiren çevrim içi olay nedir? (Ne oluyor de kendilerini bir toplum olarak görüyorlar?)
Ortak ilgiler mevcut olsa dahi bu toplum olgusunun ortaya çıkması için yeterli değildir.

Aynı haber grubu, mesaj listelerine bağlı kişilerde farklı miktarlarda topluma aidiyet duygusu olabilir. Şu an için bizim çevrim içi grupların bünyesinde neler olduğunu anlamamıza yardımcı olacak sistematik bir yaklaşım hala mevcut değildir.

Bir çok araştırmacı on-line toplum bir stildir der. Bu stil daha önceden olan yapının, dışarıdan katılımcılar tarafından yapılan katkıların, sistem altyapısının, grup amaçlarının ve katılımcı profilinin şekillendirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Süregelen iletişim içinde katılımcılar kaynakları kullanırlar, kurallar koyarlar, yapı önerirler. Bu sistematik, sosyal ve dinamik bir sonuçtur ve de katılımcıların kendilerini bir toplum olarak görmelerine neden olur.

Peki bu sanal toplumların yapısında ne tür etkenler söz konusudur diye düşünüldüğünde karşımıza üç genel faktör çıkmaktadır. Sanal toplumların (cemaat) yapısını sanal cemaatin oluştuğu ortamın dış etkenleri, grubun yapısı ve de bilgisayar sisteminin altyapısı doğrudan etkilemektedir.

Ortamın dış etkenlerine örnek olarak, sanal gruplar ulusal ve uluslararası kültürlerin içinde yer bulmaktadır. Buradan yola çıkarak bir ortak dil, genel konuşma adabı, anlayış paylaşımı yaklaşımı verilebilir. Anlayış paylaşımının bilgisayar kullanıcılarına sanal dünyayı gerçek gibi görmelerini sağlayacak derecede kişilik kazandırıldığı ileri sürülmektedir.

Grubun yapısına örnek olarak, Internet kullanıcılarının kimlikleri, grupla ilgili kaynakları aldıkları dış dünya verilebilmekte ve bu faktörler grup özellikleri doğrudan etkilemektedir. Her ne kadar katılımcıların demografik yapısını belirlemek bugün için neredeyse imkansız olsa da aşağıdaki bir çok örnek verilebilir. UseNet kullanıcıları genellikle erkektir. RATS (televizyon, eğlence ve pembe dizi konulu forumlar) kullanıcıları baskın bir şekilde kadındır. Bu da gösteriyor ki Internet grupları gerçek hayattaki kültürden etkilenmektedir. Bir konu hakkındaki yüzlerce hayran bir araya getirildiği zaman RATSlarda olduğu gibi, bu kaynaktan alınan her bilgi birleştirilip paylaşılmaktadır.

İnsanlar gruplara genellikle öğrenci statüsünde ya da iş hayatındaki yerleri ile katılırlar. Bu iş durumu da gruptaki paylaşılan önemi direk olarak etkilemektedir. Katılımcılar bir diğerini buna göre değerlendirmekte ve algılamaktadırlar.

Grubun yapısını daha açıklayıcı olarak incelersek aşağıdaki değerlendirmelere ulaşabiliriz. Grup amaçları grubun yapısının belirlenmesi, şekillendirilmesinde ve oluşturulmasında etkilidir. Organizasyon teorisyenleri grup amaçları anlatırken, grup amaçlarının, grubun fikirler ve planlar oluşturup oluşturmadığına, cevap ve çözüm bulmaya çalışıp çalışmadığına, farklı görüş ve ilgileri tartışıp tartışmadıklarına, birbirleri ile rekabet edip etmediklerine bağlı olduğunu söylemişlerdir. Bu öğeler grubun üyeleri arasında değerlerin, ilgilerin, katılımın ve de benzerliklerin aktarılıp aktarılmamasına göre farklılaşabilir.

Ayrıca grup yapısı altında, gruba ait katılımcı sayısı da grubun yapısını etkilemektedir. Bu faktör, grubun daha önce geçmişte birbiri ile etkileşim halinde olup olmamasında da etkili olmaktadır.

Internet ortamında grup karar, destek sistemleri çalışmalarında katılımcılar kuralları, kaynakları kendilerine mal ederler. Bu mal etmeler üyelerin tartışmaları yapılandıran grup kurallarını algılamalarına dayanmaktadır. Yapılandırma teorisi ve oto organizasyon sistemleri teorisi grup üyelerinin mevcut kuralları ve kaynakları interaktif olarak kendilerine mal etmelerini açıklamada kullanılabilirler. Grup yapısının mekanizması yapı ve interaktif etkileşimin altında yatmaktadır. Kendine mal etme bilgisayar toplumundaki katılımcıların mevcut kaynak ve kuralları dikte edilmiş şekilde faaliyet gösteren gibi görmek yerine daha çok mevcut bulunanı alıp seçmesi ve de kullanması demektir.

Internet ve Bilgisayar altyapısı da grup oluşumunu direk olarak etkilemektedir. Bilgisayar etkileşimi senkronize ya da asenkronize olabilmektedir. Senkronize iletişim ile bütün katılımcılar anında online olup okuyabilir ve bir başkasına hemen cevap verebilirler. Buna en iyi örnek IRC'dir. Asenkronize iletişimde katılımcıların aynı anda online olması gerekmez ve farklı zamanlarda da cevap verebilirler. (Haber grupları, mesaj listeleri gibi) Bu farklılık grubun yapısı üzerinde direk olarak etkilidir. Bunun yanı sıra bilgisayar altyapısını oluşturan fiziksel konfigürasyon, sistem uyumluluğu ve kullanım kolaylığı da yapıyı direk olarak etkilemektedir.

Değişmekte Olan Sosyal Anlam

Bütün bu interaktivite bir sosyal anlam taşır ve sonuç itibari ile bir sosyal durum oluşturur. Bilgisayar toplumlarında oluşturulan sosyal anlam, haber grupları, IRC, mesaj listeleri ve Usenet araştırmalarının odağını oluşturmuştur. Bu araştırmalar göstermiştir ki grup üyeleri ifadeci iletişimin yeni formlarıyla oynamak için yaratıcı bir şekilde sistem özelliklerinde faydalanmışlardır. Gelişmekte olan bu özellikler gruba ait anlama yetisini geliştirir ise o zaman bu grup bir toplum olarak görülme potansiyeline sahiptir. Toplum oluşturmanın 3 aşamasına aşağıda kısaca değinilmiştir.

1.İfade Formaları : Bilgisayar ortamı ifadeci iletişimin dağıtımı için çok sık kullanılmaktadır. Ayrıca bilgisayar toplumunun ifadeci amaçlar yerine kullanılmasından öte, bu ortam ifadeci iletişime yeni formlar kazandırmaktadır.

Bu ifade formlarına örnek olarak aşağıdaki imgeler verilebilir.

Web'de tipik gülümseme/duyguları ifade şekilleri (ABD-Avrupa)

:-) veya :) normal gülümseme :-( veya :( Üzgün
;-) göz kırpmak :-)) Çok mutlu
:-o hayret :-ı Korkunç
:-ıı öfkeli 8-) gözlüklerle gülümsemek
: ^ ) mutlu bir yüz : ^ (mutsuz bir yüz
:'-( ağlıyor :-< Aşağılamak
(:-) Yahudi @:-) türban giyiyor
:-{) bıyıklı :'-) mutluluktan ağlıyor
:-@ çığlık atıyor l-I Uykulu
l-O esniyor ya da horluyor :-Qsigara içiyor
:-? pipo içiyor : * )Sarhoş

İlerleyen teknoloji ve bilgisayar altyapısı sayesinde bugün için ifade formları yine bir değişim göstermiş olup, küçük resimler ikonlar ya da gerçek adı ile duygu ikonları manasına gelen "emoticon" lar kullanılmaktadır.

1.Kimlik : Bilgisayar toplumları genellikle anonimdir. Fakat bir süre sonra insanlar on-line kimlikler yaratırlar. Kullanıcıların cinsiyetleri, görünüşleri, cinsel kimlikleri ve umum ile ilgili diğer özellikleri nasıl değiştirdikleri, dönüştürdükleri aynı zamanda niye birçok kimlik aldıklarına yönelik birçok araştırma yapılmıştır. On-line kimlikler üzerine yapılan araştırmalar gerçek ismi saklamanın (anonimlik) birinin kendisi hakkında alternatif versiyonlar oluşturması interaktifliğin denenmeyen formları ile meşgul olması birinin gerçek kendini teorik olarak kesinleştirmemesinin büyüsünü açıklamaya yöneliktir. Sanal toplulukları en çekici kılan unsurlardan birisi, uygarlıkla beraber gelen tüm maskeleri, bir tarafa bırakmayı kolaylaştırmasıdır. Katılımcılar toplumda ifade etmeye çekindikleri özelliklerini ifade edebilmelerini, istemedikleri özelliklerini saklayabilme şansına sahiptirler. Anonim bilgisayar gruplarında insanların kendilerini isimlendirme şansları vardır. Orada insanlar bir nickname (takma ad) arkasına saklanabilirler. Sosyal kontrolün olmadığı bir ortamda "üstben" den gelen toplumsal baskıları atarak, olabildiğince "ben"lerini özgür bırakmanın keyfini çıkartabilirler. Aşağıda sinema temalı bir sitenin üye listesinin sadece bir kısmı ve katılımcıların aldıkları yeni kimlikler (nickname) takma adlar görülmektedir.

Nitekim fiziki dünyada çekingen olanların, sanal cemaatler içinde son derece atak hale geldikleri sıkça dile getirilmektedir. Yine sanal ortamda yaratılan kişilik etrafında, insanlar birer fantezi olarak içlerinde yaşattıkları birçok özlemi ifade edebildikleri için de bir tür rahatlamayı yaşamaktadır.

Kuralsızlığın ve hiper-bireyleşmenin doruk noktasına ulaştığı bu çağda, sanal cemaatler insanlara (şimdilik zayıf da olsa) yeni aidiyet alanları yaratmaktadır. Geleneksel cemaatlerden büyük ölçüde farklı olan sanal cemaatler içinde insanlar, yalnızlıklarını paylaşacakları, içlerini dökebilecekleri, ya da işleri ile ilgili sorunun çözülmesi konusunda yardım alabilecekleri yeni dostlar bulmaktadırlar.

Baudrillard (1996, s.25) post-endüstriyel çağın öncüsü "Amerika'yı anlatırken, insanlar arasında hiçbir bağın kalmadığına dikkat çekerek, "burada sokaklarda tek başına şarkı söyleyen, tek başına yiyip kendi başına konuşan insanların sayısı ürkütücü" demektedir. Sanal cemaatlerin belki de en önemli işlevi, insana verilebilecek en büyük ceza olan yalnızlık duygusunu hafifletebilmesidir.

Ayrıca insanla dünya yepyeni ilişki biçimlerini beraberinde getirmiş olsa bile, sanal cemaatler içinde insanlar hala eski alışkanlıklarına göre davranıyorlar. Örneğin fiziki dünyada yaşadığımız birçok etnik düşmanlığın günümüzde, siber uzaya da taşındığına tanık olmaktayız.

2.İlişki : Bilgisayar Grupları kimlikler gibi diğer katılımcılar ile de ilişkilere sahiptir. Birçok durumda bilgisayar kullanıcıları birbirleri ile yüz yüze görüşmüşlerdir. Bir kısmında ise kullanıcılar birbirlerini başka gruplardan da bilmektedirler. Birçok Internet kullanıcısı başka gruplara üyedir ve Internet ortamında birbirleri ile sık sık karşılaşmaktadırlar. Yeni ilişki kurulması gruplarda ne kadar süreyle ve ne sıklıkla mesaj gönderilmesine bağlıdır. Massachusetts üniversitesinde yapılan bir araştırmada insanların bilgisayar destekli iletişimi yüz yüze ve telefonla iletişimden daha fazla kullandıkları ortaya çıkmıştır.

İncelemiş olduğumuz sinema ortak ilgili on-line grupta, katılımcılar dış dünyada da birçok defa bir araya gelmişlerdir. Hatta aynı gruba ait olan katılımcılar arasında gerçek hayattaki ortak noktalarında göre alt gruplar oluşmuştur Ankara İlk ve Tek, İstanbullu Sinema Fanatikler, Çalışan Sinema Fanatikçiler gibi... ve bu gruplar gerçek hayattaki buluşma sayıları ile birbirleri ile yarışır hale gelmişlerdir.

Internet ortamına ve dolayısı ile sanal gruplara katılımın birçok itici gücü mevcuttur. Bu itici kuvvetlerden bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1)Prestij İhtiyacı : İletişim kısaca, bilgi üretme, aktarma ve adlandırma sürecidir. Genel anlamda iletişimin gerçekleşmesi için iki sistem gereklidir. Bu sistemler, iki insan, iki hayvan, iki makine olabilir. Kaynağını ve hedefini insanların oluşturduğu iletişimleri, kişiler arası iletişim diye adlandırabiliriz. Kişiler arası iletişim çatışmalarının nedenlerinden biri ihtiyaçlardır. İnsanoğlunun ihtiyaçlarını güdüleri yönlendirir. Üst seviye güdülerimizin etkisi ile sosyal onay almak önem kazanabilir. Burada prestij ihtiyacı gündeme gelir. Prestij diğer insanların bakışı ve düşünceleri sayesinde vardır. İnsan ancak başkalarının gözünde prestij sahibi olur. Başka insanlarla birlikte bulunulan bütün durumlarda kendimizi güçlü hissetmemiz gerekir. Günlük yaşamda bunun korkusunu, eksikliğini şu ya da bu şekilde hissederiz. Günümüzde, bu prestij ihtiyacını karşılamanın en kolay yolu, bilgisayar aracılığıyla ve chat dünyasıyla buluşmak oluyor.

2)Moda : Internet olanaklarının imkan verdiği chat, e-mail, mesaj gibi yenilikler bütün teknolojik yenilikler gibi ilgi çekiyor ve çok hızlı yayılıyor. Hızlı yayılmasının nedeni de ortaklık duygumuzun ürünlerin kullanımına dayalı olarak yaşanmasından kaynaklanıyor. Yani insanî ilişkilerden çok, benim de bilgisayarım, cep telefonum var, ben de chat yapıyorum, mesaj çekebiliyorum, yani ben de herkesin yapabildiğini yapıyorum ve diğerlerinden farklı değilim psikolojisi önemli rol oynuyor. Kitle iletişim araçları, sosyal yaşantıyı önemli ölçüde etkilerken, kişiler arası ilişkiler de büyük değişikliğe uğruyor. Okuma yazma oranının düşük olduğu yıllarda, özellikle İstanbul'da, insanlar geceleri bir komşuda toplanır, okuma bilen birisinin okuduğu romanı dinlermiş. Daha sonraları sinema altın devrini yaşamağa başlayınca bu okumaların yerini almıştır. Zaman ilerledikçe, sinemanın yerini TV aldı. Günümüzde de TV'nin yerini bilgisayar alıyor. Evinde PC olanlar evde, olmayanlar ise iş yerlerindeki bilgisayarlarda ya da Internet kafelerde günün değişik saatlerinde bilgisayarların başına geçiyor. İnternette mesaj alış verişleri, mailler, chatler günlük yaşantımızın parçaları haline geliyor. Kültürün tüketim ürünü olmasıyla birlikte PC kullanmak dünyasal moda haline geliyor.

3)Empati : Bir kişinin belirli bir duygusunu anlamaya ve durumu ona iletmeye empati adı veriliyor. Sanal dünyada yedek kişiliklerle empatinin değişik olanakları yaratılıyor. Yaratılan nick name'ler, yedek kişilikler kimi zaman kişi ile özdeşleşirken kimi zaman da gerçekliğin tam dışına taşıyor.
Reel ortamda, aile içinde, arkadaşlarımızla ya da akrabalarımızla özgür ve kalıcı sohbetlerimiz artık çok sınırlı. Oysa sanal dünyada seçenekler oldukça geniş. Yakının uzak, uzağın yakın olduğu dünyada, sanal dostluklar internette kendine oldukça geniş yer açabiliyor.

4)Bağımlılık :Bugün modern tıp bilimi, insanlarda aşırı heyecan ve merak uyandıran aktivitelerin hormonel dengeyi alt üst etmesinden dolayı bağımlılık yarattığını ispatlamışlardır. Bundan dolayıdır ki aşırı heyecana yol açan sporları yapanlar, devamlı olarak daha çok heyecan veren yeni yeni tutkular ararlar. Sanal dünyada duyulan heyecan ve merak zamanla bağımlılığa yol açıyor olabilir. Sözünü ettiğimiz nedenlerden dolayı, sorunu olmayan ama modaya uyup chat yapan kişiler de, bir süre sonra chat bağımlısı olabilirler.

Sonuç

Sanal cemaatler, bir başka açıdan, zamandan ve mekandan bağımsız farklı insanları yakınlaştırdığı, daha katılımcı demokratik bir dünyanın biçimlenmesine katkıda bulunduğu kadar, yeni "dijital tiranlar"ın doğusuna da yol açabilir.
Sanal cemaatler, post-endüstriyel çağın "ötekisiz" yeni kabileleri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak onları "yurtsuzluk acısı" çeken post-modern insanın "eve dönüşü" olarak değerlendirmek acelecilik olacaktır. Bu yolda işaretler vardır. Özellikle istediği halde, fiziki engeller dolayısıyla, cemaat aidiyetinin dışında kalmış yalnız insanlar için, yeni bir imkan sunmaktadır.

Sanal cemaatler kısmen insanların günlük yaşamdaki etkinliklerinden uzaklaştırsa bile, tümüyle fiziki yaşamdaki ilişkilerine bir alternatif oluşturmamaktadır. Hatta bir çok kişi için sanal ortam, fiziki dünyada bir araya gelmek istedikleri insanlarla tanışma mekanıdır.

Öte yandan sanal cemaatler, alacakaranlıkta sürdürülen ilişkiler sayesinde, insanlara, uygarlığın getirdiği toplumsal baskılardan uzaklaşma imkanı vermekte ve onları rahatlatmaktadır.

Sanal cemaatlere girmek kadar, ayrılmak ta kolaydır. Yüz yüze etkileşimin getirdiği duygular bu cemaatler için bir eksikliktir. Samimiyet (intimacy) konusunda ciddi kuşkular vardır. Toplumsal kontrol, ahlak ve sorumluluk duygusu son derece zayıftır. Ayrıca geleneksel cemaatlerdeki hiyerarşi, büyük ölçüde sanal cemaatlerde düzleşmektedir. Çok farklı gelir ya da eğitim düzeyine sahip kişileri sanal ortamda görmek mümkündür.

Sanal toplum, sanal gerçeklik dünyasında üretilmektedir. Bazen ütopyacı bir proje olarak da sunulan sanal toplum kavramı çoğunlukla da günümüz toplumsal gerçekliğinin zor ve tehlikeli şartlarına alternatif bir "hiçbir yer-herhangi bir yer" olarak düşünülmektedir. Böylelikle kendimizi teknolojik hayal dünyasına gömdüğümüz sürece bu dünyada hakkımız olduğu halde yoksun bırakıldığımız bütün ödüllere sahip çıkabiliriz; (çocuksu) sihirli yaratıcı güç yanılsamasını yola getirebiliriz. Nihayet yeni bir fantazya ve tahayyül dünyasına katıldığımız takdirde artık kendimizi nasıl istiyorsak o şekilde sunmayı başarmak elimizdedir (Robins, 1999: 148,159).

Bu özellikleriyle sanal alem çekiciliğini artırmakta ve kendisini topluma alternatif bir alan olarak göstermektedir. Çünkü onda cisimleşmiş varlık ve karşılaşmalar yoktur. Burası sanki " ötekilerle "bedenleri yokmuş gibi ilişki kurmaya imkan veren yeni bir sosyal hareket alanıdır. Bu ortam, modern dönemin alternatif bir toplum yerine topluma alternatif bir ortam kurma arzusunun ürünüdür. Sanal alanın uzak, dokunulmaz ve kurgusal bir yer olması onu bütün ilgilerin odağına yerleştirmektedir. O, arzu ve düşlerimizin içinde daha rahat gezinip sörf yapabileceği farklı bir dünya olarak görülmektedir. Sınırlılıkları ve kusurlarıyla şu anda ve burada olan gerçekliğin yerini alabilme potansiyelinden söz edilebilmektedir (Robins, 1999: 63, 37).

Sanal Cemaatler, teknolojinin nimetlerinden faydalanıp alternatif bir toplum olma yolunda hızlı adımlar ile ilerlemektedirler. Bugün insanlar, gerçek toplumda olamadıkları kadar özgür ve sorumluluktan uzak bir şekilde siber ortamdan faydalanabiliyor ve bunu yaparken heyecan duyuyorlar. Bir sonraki on-line olacakları zamanları düşünüp, plan yapıyorlar.

Kendilerinin kuralları koymakta daha etkin olacakları gruplar arıyorlar, uymayanlardan hemen ayrılabiliyorlar. Siber ortamdaki genel ahlaki değerlerden uzaklık, insanların yüzlerine takabilecekleri sayısız maskeler, yeni kimlikler katılımcılara cazip geliyor.

Hiyerarşinin sadece forum ve odalarının admini (yöneticisi), yada moderatörü (düzenleyicisi) gibi basit sayıda olması, katılımcılara çekici gelen yalın ve düz bir cemaat yapısı sunuyor.

Siber ortam, ortak ilgilerin buluşturduğu insanların gruba katılmasından dolayı, gerçek dünyaya ait problemler olan ortak ilgi grupları bulmanın zorluğu ve sayıca azlığı, fiziksel zorlukları (mesafe, ulaşım, iletişim, zaman vb.) gibi zorlukları ortadan kaldırıyor ve katılımcının mesafe ve zaman gözetmeksizin her an gruba katılımını sağlıyor.
Ayrıca birçok insan için "siberuzay" daki ilişkiler, fiziki dünyadaki ilişkilere bir alternatif olmaktan ziyade, fiziki mekanda bir arada olmak istediği insanlarla tanışma yeri, bir tür agora olarak görülüyor.
Öyle ki yaşanmış bir örnek olarak aşağıdaki olayı vermek istiyorum. Bursa'da chatte tanışan bir grup genç buluşmaya karar veriyorlar. Ancak konuşacak ve gülecek bir şey bulamıyorlar. Hemen en yakın bir Internet kafeye gidiyorlar, her biri bir bilgisayarın başına oturuyor ve başlıyorlar PC'ler aracılığıyla konuşmaya ve gülmeye...
Her ne kadar yapılan araştırmaların az sayıda olduğu, on-line (çevrimiçi) cemaatlerin yapısı konusunda elimizde kesin yargılara varacak kadar ampirik bilgi mevcut olmadığı araştırmacılar tarafından ifade edilse de, on-line grup katılımcılarının kendi yargılarını, ifadelerini ve en önemlisi gruba özgü anlayış ve algılayış biçimlerini oturtarak bir toplum olma yolunda hızla ilerlediklerini görmek bizlerden sadece bir "tık" uzaklıkta...



Kaynakça

1. Aksoy, Asu, İnternet ve Demokrasi, Diyalog, Sayı: 1 (1996/1), s. 159-170
2. Bauman, Zygmunt, Sosyolojik Düşünmek, Çev. Abdullah Yılmaz, Ayrıntı,,İstanbul 1998
3. Blanchot, Maurice, İtiraf Edilemeyen Cemaat, Çev. Işık Ergüden, Ayrıntı, İstanbul 1997
4. Derman, İhsan, Net Kimlikleri, Yeni Türkiye, Sayı: 19 (Ocak-Şubat 1998), s 1429-1439
5. Giddens, Anthony, Sosyoloji, Çev. Hüseyin Özel, Cemal Güzel, Ayraç, Ankara 2000
6. Gürcan, Halil İbrahim, İnternet, Küreselleşme ve Sanal Toplum, Yeni Türkiye, Sayı: 20 (Mart-Nisan 1998), s. 1445-1447
7. Hall, Stuart, Yeni Zamanların Anlamı, Yeni Zamanlar -1990'larda Politikanın Değişen Çehresi-, Der. Stuart Hall, Martin Jacques, Çev. Abdullah Yılmaz, Ayrıntı, İstanbul 1995, s. 105-124
8. İnam, Ahmet, Sanal Gerçeğin Gerçekliği mi, Gerçek Gerçekliğin Sanallığı mı?, Bilgi ve Toplum, Sayı: 2 (1999), s. 17-22
9. Liska, Allan; Grune, Ilini, Bir Post-Modern Kültür Olarak Internet 2.6 Versiyonu, Çev. Doğan Bıçkı, Bilgi ve Toplum,Sayı: 2 (1999), s. 23-38
10. Robins, Kevin, İmaj -Görmenin Kültür ve Politikası-, Çev. Nurçay Türkoğlu, Ayrıntı, İstanbul 1999
11. Sevinç, Seyhan, Allah Rızası İçin Chat, Sabah, 25 Temmuz 2000, s.26
12. Uğur, Aydın; Bilici, Mücahit, Bilgi Toplumu, Internet ve Demokrasi -Dijital Alemin Genleşen Kamusal Alanı, Yeni Türkiye, Sayı: 19 (Ocak-Şubat 1998), s. 488-496

(http://www.sinemafanatik.com/yabbse/index.php?board=1;action=display;threadid=6198)
Ana Sayfa | Edebiyat | Felsefe | Fotoğraf | Müzik | Politika | Sinema | Tarih | Diğer | Plastik Sanatlar

© Sitedeki metinlerin tüm hakları ve sorumlulukları yazarlarına aittir.
http://kirpi.fisek.com.tr